Öykü

Esen Yel, Harika Bir Öykü İle Aramızda

Sevgili Hypatia(*)

Sanıyorum girişe alıntıladığım satırlar senin. Ve bin altı yuzyıl sonra senin söylediklerinin kopyası bu planette hâla yaşanıyorsa…Sapiens evriminde bir sorun var diye düşünmeye başladım. O ‘parabolani’ler gerçekten sapiens miydi? Yoksa on iki farklı insan türünün “gölgesinde” zaman tünelinin gizli geçitlerinde özel yollar bulup…  Kimdi bunlar? Sapiense evrilen türün ‘cürufları mı…’

Şimdi zamanı geri sarıyorum Sevgili Hypatia…

İskenderiye Kitaplığı yıllarına… İskenderiye Müzesi… İskenderiye Üniversitesi yıllarına…O bilimsel dönemi senden dinlemek istiyorum… Babanı, seni, döneme ulaşmış bilgileri… Senden dinlemek istiyorum…

“Babam, dönemin çok önemli matematikçilerinden biriydi. Beni özgür bir bilim kadını olarak yetiştirdi. Geçmiş dönemlerin bilgilerini, felsefelerini iyi biliyordu. Pagan kültürü hakkında bildikleri müthişti. Tüm bilgi zenginliğini bana da aktardı.

Hemen eklemeliyim… Geçmişin dev bilgeleri… Apollonius, Aristoteles, Plotinus, Ptolemaios, Aristarchus… Bu dev bilgelerin akıl almaz güzellikteki birikimleri benim yolumu aydınlattı.

Ve kitaplar… kitaplar…

Kitapların bana kazandırdıkları…”

Atina Akademisinde yüksek düzeyde bir eğitim aldın. Yeni platonculuk eğilimin de belki o yıllarda başladı. İskenderiye’ye döndüğünde çok donanımlıydın. Matematik… Matematikçi baban Theon’unÖklit teoremlerini düzenleyecek nitelikte… Astronomi bilgin bir harikaydı.  Yıldızlara hatta güneşe çok yakın hissediyordun kendini. Gökbilimin sınırlarını zorluyordun.

“Gerçekten de zorluyordum gökbilimin sınırlarını. Pek çok  bilim insanının daireye oturtamadıkları bir yörüngeyi, değişik açılardan bakarak elipse oturtmuştum. Kitaplıkta 900.000 elyazması kitap… Gökyüzünde, kitapların içindeki sözcükler kadar yıldız… Ve ben, yıldızlarla kitaplar arasında gidip gelen genç bilim kadını Hypatia… Sınır tanımayan özgür öğretmen…

Müziği seviyordum.

Matematik anlatıyordum.

Astronomi anlatıyordum.

Felsefe anlatıyordum.

Ve yazıyordum… Bilgilerimi gelecek kuşaklara taşımak istiyordum…

Dünyanın çok bir yanından derslerimi izlemeye gelen çok çok öğrencim vardı. Bu öğrencilerimin beyinlerinde değişik algı renkleri bulunuyordu. Ve beyinleri kadar derileri de renk renkti…  Öğrencilerim arasında İskenderiye Valisi Orestes bile vardı desem, abartmış olur muyum bilemiyorum.”

Ve Sevgili Hypatia…

Papirus kesilip düzenleniyor. Rulo durumuna getiriliyor. Özel bir renkli sıvı hazırlanıyor. Kitap oluşturmak için… Kitaplar elle yazılıyordu. Tamam da, bu sayıda kitaba nasıl ulaşılmıştı…

“İskenderiye kitaplığının oluşum büyüsü… Nil ırmağının büyüsüyle sağlanmıştı. Nil ve papirüs… Biraz daha gerilere gidersek, büyünün bir ucu Mısır uygarlığına, bir ucu Eski Yunan uygarlığına uzanır. Hatta denize, deniz yoluyla İskenderiye’ye ulaşan farklı uygarlıkların yazılı ürünlerine… Uzak ülkelerin İskenderiye Limanına uğrayan gemilerindeki yazılı ürünlere geçici olarak el konur, birer kppyası alınarak ürünler geri verilirdi.”

Yazma işlemini de kitaplık mı üstlenmişti?

“Yazma işlemini de, evet…

Kitaplıkta çok sayıda bu işlerin uzmanı insan vardı. Yaşamlarını buradan aldıkları ücretle sürdüren insanlar. İşler hiç aksamaz, yazma ve kopyalama işleri hızla tamamlanırdı.”

Ve bu işleri yürüten insanların arasında hiç kadın yoktu…

“Yoktu…”

Ya, Haypatia?

Ve de üst düzeyde bir öğretmen… Ve de nerdeyse tüm dünyanın tanıdığı üst düzey bir bilim kadını… Uzaklardan, çok çok uzaklardan onun derslerini izlemeye gelen insanların baştacı ettiği bilim kadını…

“İskenderiye’de bilimin dolunay olduğu zaman dilimi…

Köleci toplum düzeni ve pagan yaşam biçimi yaygın. Bir de Roma’nın önceleri karşı olduğu, birkaç yüzyıl sonrasında benimsediği bir din… Sapiensin inanç sahnesinde eski inançlara düşman tavrıyla görünmeye başlıyor. Ve kamusal alanda kadınlara yer yok. Benim kadın olarak önemli bir konumda ortaya çıkışım, babam matematikçi Theon’un üst düzey durumda oluşundan…Bilimsel yükselişimse yeteneğimle ilgili diye düşünüyorum.”

*** 

Yıl 415… Hypatia kırk beş yaşında…

Çok sayıda kitap yazmış bir bilge kadın… Bilim kadını… Özgür öğretmen…

Ve Hypatia bugün ders anlatmayacak, anlatamayacak…

Okuduğunuz öykü de doğal akışı içinde bitmeyecek, bitemeyecek…

Yıl 415… Hypatia kırk beş yaşında…

İskenderiye’de yaşam kötü. Yeni dinin piskoposu Cyril, insanları eski dinlere, paganlara ve bilim insanlarına karşı kışkırtıyor. Başlangıç noktası İskenderiye Kitaplığı.Cyril, önceden planladığı gibi kışkırttığı ‘parabolani’ denilen lümpen güruha hedefi gösteriyor…

Hypatia’nın ölümü(*) bilime karşı işlenen ne ilk ne de son cinayet…

(*) Agora / Hypatia’nın yaşamını konu alan film.

Esen Yel

01 Ekim 2018

(*) HYPATIA

“Roma’nın Hıristiyanlığı kabul etmesiyle birlikte İskenderiye’de Hıristiyan 

Olanların sayısı hızla artıyordu. 415 Yılında ‘Parabolani’ denilen bir güruh,

İskenderiye’nin insancıl düzenini iğrenç duruma getiriyordu…”

***

BU YAZILARDA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Konuyla İlgili Düşüncenizi Paylaşabilirsiniz

    Cevap Yazın