tiyatro

AYNADA KIRILAN KADINLARIN, ASLINDA KIRDIĞI NEDİR?/Havva Ağral

Bu oyun metnine metaforik bir ad koydum. Kadınlar ayna karşısında kırılıp dökülmüyor. Kadınlar aynaları birer yüzleşme aracı olarak kullanıyorlar. Kurtulup, kırıp atmaya çalıştıkları kötücül olay ya da durum ile en gerçekçi yüzleşmenin, o olumsuz, kötücül durumun da aslında insanın kendinde bir parça olduğu gerçeğini görebilmesiydi. Kendinde ötekileştirdiği duruma en gerçekçi bakış, görünenin ardında ki gerçeği aramaktır. Depresyon gibi bir duygu durumu salt kesip atamayız. Duygu durumlar, insanda birer uzuv gibi, sökülüp atılmaz. Huzursuzluk, kaçıp gitme duyguları vs. Anlık duygu, görünen ve sonuç niteliği taşırken, onun önceliği ve  arkaiği olduğunu bilmek zorundayız. Öncesi bir birikim, bir suçluluk ya da bambaşka bir baskılama hali de olabilir. İlk anda karşımıza çıkan gerçek değil, gerçeğin evrilmiş son hali olabilir. Bıkkınlık, bunaltı, isyan. Bunlardan kurtulamayacağız. Bunların kökenine inmek ise cesaret ve yüzleşme gerektirebilir.

     Oyunum bir psikalaniz sahne ile başlıyor. Kadın sonuçlardan yakınmakta, kendinde bulduğu olumsuzluklardan sıyrılmanın bir yolunu aramaktadır. Sahnenin devamında, başka kadın hikayeleri araya girmektedir. Peri karakteri kendi sahteliklerini itiraf ederken, hiç rahatsız değildir. Tam tersi bir arınma arzusu ile bunu yapmaktadır. Peri karakteri kendini anlattıkça, onun bir öykü yazarı olduğu, Anadolu kökenli bir geçmişten geldiği ilmek ilmek çözülmektedir. Özentileri, hevesleri, tüm yaşamı seyircinin önüne serilmektedir. Etkilenişler, kırgınlıklar, uzun diyaloglar olarak kendini bir iç halinde ortaya koymaktadır. Metnin uzun diyaloglarında şiirsel ve metaforlar uçuşur durur. Dünyayı çocukluğunda, uzak bir yaşam ihtimali gibi gören, gözü korkmuş bir  kız çocuğunun, kısmen yaşamdan kaçmak istemesi, ancak içinde ki kadının ise yaşamak istemesi ile kendi içinde çelişen Peri karakterinin salt konuşarak kendisiyle yüzleşme çabasını görüyoruz. Bir çocukken gördüğü Ankara ile, büyüyüp kadın olduğu zamandaki Ankara arasında  yaşamı kaçırdım korkuları hakimdir. Peri konuştukça özgüveninin kendinden uzak bir yerde olmadığını görür. En son yüzleşmesi de oğlu ile olacaktır. Oyunun en sürpriz yanı da budur.

    Peri oyunda neler anlatır? Anadolu’dan bir köyden kente göçmenin depremini, korkularını, bocalamayı, güçsüzlüğünü ve yalnız kalışını anlatır. Bir peri kızı gibi tütü giyen balerin kızlar ve  kendi basma entarisi dünyadan dünyalara bakış, algı değişimi. Bir suç, bir kabahat gibi geçmişten utanan bir kız çocuğu, yaşı kırklara yaklaşınca, içinde acı bir boşluk duymaya başlar.

       Oyundaki en vurgu yapan karakter, Peri karakterinin annesi.  Bir Anadolu kadınının, yıllarca tarla işleri yaptıktan sonra, bir kentin ortasına düşüp, eli kolu bağlı kalması, hasta düşmesi ve köyüne olan özlemidir. Köy samimiyet demektir. Özlemdir. Rahat bir nefes gibi ölme arzusu duymak. İnsanların doğdukları ve doydukları yerler başka olacaktır. Ancak insanın iç huzuru aldığı nefes kadar gereklidir. Anadolu  kadını yine kendi dünyasının, şiirsel olduğunu bile fark etmediği, dilince,özlemini ve huzur arayışını anlatır. İsimsiz bir mezar ve huzurlu bir ölüm.

   Oyunun içeriğinde ilginç bir peri masalı vardır. Uzak umutların, yıllar sonra, peri tarafından öyküleştirilen haliyle, Aslı karakterinin karşısına çıkmaktadır. Peri kendi iç dünyasında, farklı hikayeler yaşamış bir kadın olarak, dışına kendini pek salmamayı öğrenmiş, ama bir yerde, güçsüz kaldığını sanmıştır. İnsanlar belki en güçlü oldukları an da, içinde bir yer titrer ve güçsüzlüğünü kendine itiraf eder. Kadınlar en ağır yaraları taşıyabilirler. Bunu gocunmadan, vefalı, cefakar yapabilirler. Ancak herkesin kendini zayıf ve aciz duyduğu bir an olabilir. Oyun bu anın bir yanılsama olduğunu çözümleyen bir sürecin özetidir. Psikolojik seans sahnesinin kendisinin de bir ayna olduğunu söylemek istiyorum. Hasbelkader seçilen bir durum anlatımı değil. Bilerek seçtiğim bir oyun tablosu olduğunu söylemek isterim. Peri kendi gerçeğini anlattıkça, kendi gücünün farkına varıyor. Seanslara ilk başlayan Peri ile, sonra ki seanslarda ki Peri aynı insan değildir. Her seans daha güçlü, kuvvetli ve kendinin farkında olan bir Peri ile karşılaşırız. Bunun zıttı bir oyun metni vardı. Eguene  O Neill ‘in Günden geceye oyununda, kadın karakter sabahtan gece vaktine kadar psikolojik seyrini bir düşüş olarak sergiler. Ben bunun zıttı bir durum düşlemek ve kaleme almak istedim. Kadının var oluş seyrini an be an sergilemek oyun da bir zaman atlaması ile bunu gerçekleştirmek için, seans sahneleri, iyi bir araç olabilirdi. Kadın güçlenebilir. Kendine yeten zamanlarını tekrar hatırlaması bile , kadının kendinde ki seyrine yardımcı olacaktır. Seans sahnelerini kadınlık için öğretici olduğunu düşünüyorum.. Pek çok izleyicinin sahnelerde kendi hikayesini, kendi arkaiğini görme olasılığı vardı. Çünkü hiç kimse, sonsuza dek güçsüz, kimse sonsuza dek aciz değildir. Bir gün gücü ve mucizeleri içinde duyacaktır. Yeteneklerini , donanımını arttırmak için kendi içinde istek duyacaktır. Kadının önünde durulmadığı müddetçe, kadın bir mucizedir.

     Ayna bir dürüstlük yansımasıdır.Geçmiş, dürüst bir iz düşümle bu güne işaret eder. Kadın belki her şeyi hesap edemez  ama; düştüğü pek çok durumla baş etmesini bilmeye uğraşır. Kadının acı eşiği ve doğası gereği,  durumlarla baş etmek konusunda daha başarılıdır.  Bir insanın kendinde ki yolculuğunda aynaların görevinin hiç bitmeyeceğine inanıyorum. Bu anlamda tiyatrolar aynayı bir dekor ve araç olarak kullanmaya devam edeceklerdir. Aynası Kırılmış kadınlar adında bir başka tiyatro metni olduğunu ve bir uyarlama metin olduğunu öğrendiğimde, çokta yanlış bir hatta olmadığımı görmüş oldum.

      Aynalar aynı zamanda iç içe geçen görüntülerin de bir ifadesidir. Metnimin tanıtım yazısında buna da değinmek istedim. Çünkü kadın hikayeleri birbirine çok benzeyen bir var oluşun tekrarı gibi. İç içe yansıyan hikayeler ve birbirinin ucuna eklenen kadın yüzleri sürekli bir arınma yüzleşme isteği ile birbirine bakıyor. Bütün bu sonsuz yüzlerde bir tanesi ya da birkaç tanesi çıkıp ezberini bozacak, mucizesini aramaya koyulacak, kendisiyle yüzleşecek ve başarılı bir yaşama dair adım atacaktır. Kadın yüzlerinin birbirinden ilham alacağına dair bir inanç taşımak istiyorum. Hikayelerin sonsuz tekrarında ayna bir yerde kırılacak ve kader denilen döngü sekteye uğrayacaktır.                                                

HAVVA AĞRAL

BU YAZILARDA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Konuyla İlgili Düşüncenizi Paylaşabilirsiniz

    Cevap Yazın