Öykü

Ayşe Sevinç Erginsoy ve Bir Öykü

AŞKIN YANSIMALARI

Senli günlerden kalan bir yansımayla açıyorum gözlerimi her sabah. Günaydın diyorum özlemle. Günaydın, doğan güneşle beraber parlayan gözlerin. Günaydın, ılık nefesinin verdiği içimin titreyişi. Günaydın, elimi yalnız bırakmayan ellerinin sıcaklığı. Günaydın kalbimin durmadan seninle birlikte çarpması. Günaydın, yokluğunu varmış gibi düşleme halim. Günaydın, yeni günle başlayan ve bitmeyen senin sensizlik halim.

Ellerimi tuttuğunda bir dünya doğuyor yeniden. Yeniden varlığının aydınlığı, dolunay gibi vuruyor yüzüme. Yüzüm hasret yangınlarından arda kalan isle kapkara olurken, gelişin apak ediyor yakamozun seyrini. Asıl mesele ne biliyor musun? Bana, ekmek gibi, su gibi nimetler sağladığının farkında bile değilsin. Açlığım, susuzluğum hep sana ve seninle yok olmaya hazır. Kaç kulaç atıyorum, kaç mil  yüzüyorum sana ulaşabilmek için. Dereler, ırmaklar, denizler aşıp, okyanuslarda son buluyor yolculuğum. Derinlere dalma. Durma oralarda. Balığın göz bebeklerine yerleşmek zorunda kalıyorum, seni bulabilmek için. Bu beni çok korkutuyor. Yüzeylere çık, kuğu zarafetiyle salın, doya doya bakayım sana. Ya da sahil kenarlarında dolaş. Midye kabuğunun içinden çıkan inci gibi şaşırayım ve hayran bakışlarla izleyeyim seni. İki sevgilinin bakışlarında öleyim. Elleri kenetlenmiş, birbirlerinin sığ sularında yüzen sevgililer gibi yüzeyim gözlerinin buğusunda. Korkma, ağlamak istiyorsan eğer hıçkıra hıçkıra ağla. Akan gözyaşlarını öperek içime çekerim, bırakmam teninde o nahoş tadı merak etme. Sırtını dayayabilirsin bana. Kaya gibi sapasağlam dururum arkanda. Yeter ki sen yaslan bana. İnan başka hiçbir şey istemem senden.

Dağların ardındaki ağaç gibi, çok uzaktasın çoğu zaman. Ellerim kollarım yetişemiyor sana uzanmaya. Tırmanmaya bacaklarımın dermanı yok. Yine de bacaklarımdan başlıyorum tırmanmaya.  Dizlerimin üstünde çukur var ve düşüyorum. Kabuk bağlayamadan yaram kanlar akıyor, durduramıyorum. Yamacıma gelsen, diyorum. Korur gözetirim, kollarımın arasına alırım. Emin ol, sımsıkı sararım seni. Hiç çiğ düşemez yapraklarına. Ki, yaprağın hep yeşil olanını severim ve öyle de kalmalı. Sonbaharın renkleri güzel görünse de, yine de kasvetli geliyor bana. Savrulup düşmeler, toprağa karışmalar, yok olmaya meyletmeler. Kokundan tanırım tanımasına, bulurum da. Tırnaklarımla kazıya kazıya çıkarırım ama ne gerek var, ilkbaharın o renkli cümbüşü varken, neden sonbahar, neden kaybolmalar. Dalından koparılmamış yasemin çiçeğini koklarken aldığım hazdın sen. Yine senden almak istiyorum her dakika, her an. Uçurtmaların ulaşamayacağı yerleri keşfetmiştim çocukken. Şimdi seni de istiyorum, gökyüzümde. Üstündeki bulutları o zaman bana savur, mutlu bir gülüş atarsan duyarım yükseklerden. Ve gökkuşağının renkleriyle donatırım evreni. Yıldızları dizerim adım attığın yerlere, onlar kuşlardan öğrendi, havalandı gökyüzüne. Onlar doğru yolu gösterirler sana.

Yakınımda ol her daim ve kaçırma gözlerini gözlerimden. Gözlerine bakınca anlıyorum yaşamın ne kadar güzel olduğunu ve sonsuzluğun var olduğunu. Senli duygular, büyük hazla karşılasın beni. Bırak güneşi avuçlarımda tutayım. Isıtsın ikimizi ve özgürlüğün bayrağını çekelim beraber. Özgürlük gibisi yoktur, arayıp bulamasakta.

Hayat, o kadar acımasız davranıyor ki çoğu zaman. Etlerim lime lime edilip çöplerin içine atılıyor. Bir araya getirmek çok zamanımı alıyor. Yıllarca tekrar eden kısır döngünün içinde, kayıplara karışıyorum. Bir gün hiç bulamayacağımın endişesi var üzerimde. Ruhumun, rüzgarın ılık esintisine kanıp kaybolması ne kadar korkunç, bilemezsin. Ilık esinti büyük fırtınalara dönüşüp savuruyor yerden yere. Çarpıyor duvarlara. Sanki deniz köpürmüş, dalgaları vuruyor kayalara defalarca. Dağın en tepesinde buluyorum sonra kendimi. Oralar karlı, oralar karın verdiği soğukla iç içe. Çok üşüyorum solmuş yapraklar arasında. Damarlarımda akan kan donuyor. Kalbimde ki kelebekler kayıplara karışıyor ve ölüyorlar birer birer. Onların ölmesini istemiyorum. Rengarenk salınsınlar kır çiçeklerinin arasında.

Çığ olup düşüyorum. Çığın altında kalıyorum ve her defasında, büyük çabalar sonunda çıkarıyorum ellerimi. Ellerimi sen fark et, sen gör istiyorum ve tut. Çek çıkar bedenimi. Damarlarımdaki donmuş kan, yavaş yavaş eriyip aksın sana doğru. Tüm hücrelerin karışsın hücrelerime. Hep birlikte olalım. Kuşlar uçurayım gökyüzüne. Ve yeniden seninle yaşama adım atmış olayım.

Ben her  sabah seninle, yeniden günaydın demek istedim doğacak güne.

Ey aşk, sensizliğin, varlığımı nasıl yok saydığını, anlamsızlaştırdığını anlatmak istedim sana. Beni affet ve bağışla…..

Bu son günaydındı senle ve bir daha gün aymadı bana…

***

Konuyla İlgili Düşüncenizi Paylaşabilirsiniz

    Cevap Yazın