Sinema

Bir Dizi Hikayesi “Fi” – “Çi” / Aytül Örcün

Herkesin senin hakkında bir fikri var…

Tanımları, sıfatları, sözcükleri… Nasıl birisin, ne istiyorsun, ne seversin, hayallerin nerede başlıyor, nerede bitiyor… Sen; birinin aşkısın, annenin kızı, babanın oğlu, başarılı, ezik, sünepe, güzel, çalışkan, merhametli, acımasız, kıskanç ya da sinsi…

Başkalarının senin hakkında söylediklerini kendi gerçeğin sanabilirsin… Başkalarının hayallerini kendi hayallerin sandığın gibi….

Gerçekte ne olduğunu sadece bir tek şekilde anlarsın; Seçim yapmak zorunda kaldığında. Ancak seçimlerin sana ne olduğunu gösterir.

“Fi” Dizisinden

6. Bölüm bence en güzeliydi. Evet evet, Azra Kohen’in çok okunan, neredeyse hepimizin bildiği kitabından uyarlanan diziden bahsediyorum. Kitabı yarım bırakıp okuyamamıştım açıkçası. Başladığımda ısrarcı davranır sonuna kadar giderim genelde ama, birkaç kitap daha var böyle yarım bıraktığım. Azra Kohen ise son yıllardaki üç favori yazarımdan birisi. Hatta Aeden’i okuyunca benim için tam bir idole dönüştü. Kitabın dizisinin yapılacağını duyduğumdan beri merakla bekledim. İlk 3 bölümün Puhu TV’de yayınlandığı gece yazmak istedim bu yazıyı. Ama Puhu Tv ücretsiz yayınlamasına rağmen, normal akışta izleyemediğimden internetten 3 bölüm birden izleyince geç oldu tabii. Gerçi yazılarımı hep gece yazarım fakat, nasip bugüneymiş meğer. Bir önceki paragrafta, Azra Kohen’in tarzını kullandım😍 Matematik kendisinin olmazsa olmazı. Eşsiz kurgusuna, tam bir kadın zekası inceliğiyle ve matematiksel hesaplamalarla serpiştirdiği bilgiyi, öğrendiğinizi fark etmeden, zaten öğrenmiş oluyorsunuz. Bence bu sistem eğitim sisteminde kesinlikle kullanılmalı. Aman ha, yazboz tahtasına çevirdikleri eğitim sistemimiz ezberci ruhsuzluğundan kurtulur mazallah! Diğer tüm var olan sistemler gibi kokuşmuşluğuna can katar da, farkındalıklı bir topluma dönüşürüz sonra. Neyse, diziye dönecek olursak, 3’er bölüm halinde Puhu Tv’de yayınlanıyor. Cuma akşamları izleyebilirsiniz. Hepsi 13 bölüm zaten. Ağda moduna geçmeyecek yani 😉 Kitap mı film mi tartışmalarına hiç girmiyorum. Ben “Fi” de, kitaptan çok, diziyi sevdim. Başka bir yapımda farklı da düşünebilirim tabii.

Dizi seyretmeyen biri olarak, ben bayıldım. Tüm ekip çok iyi. Serenay Sarıkaya en dikkat çeken isim olabilir ama, en başrol Ozan Güven’in. Müthiş bir oyunculuk sergilemiş. Resmen Can Manay, bu adam diyeceğim. Oynadığı karaktere uyumlanmış tamamen. Serenay Sarıkaya da bu dizi için aylar öncesinden dans dersleri almış. Dizideki ismi; Duru gibi güzelliğiyle, dans sahnelerinde çok başarılı. Mehmet Günsür, Berrak Tüzünataç, Özge Özpirinçci ve yeni tanıdığım Büşra Develi de rollerinin hakkını vermiş. Aşk, ihtiras, az bi şey erotizm, psikolojik gerilim… yani bu dizide hepsi var. Tıpkı kitabın çıkış noktası olan “Altın Oran” da olduğu gibi, bütünün parçaları uyum içinde sunulmuş. İnternet dizisi olmasının tüm avantajları kullanılmış. Küfürse küfür, erotizmse erotizm, sigara içiliyorsa kapatılmıyor. Kadın oyuncular, dekolte giyebiliyor falan. Herşey gerçek hayattaki gerçekliğiyle var. Ama tam dozunda.4. Bölümde Cem Yılmaz da konuk oyuncu olarak yer alıyor. Bense, en çok 6. bölümden etkilendim. Ozan Güven’i daha bir sever oldum. Mutlaka izleyin derim. Dizi sektörü için de ilham olabilse keşke. Ama bu kadar piyasa ucuzluğunda, ne gerek var kalite sunmaya değil mi ya?.. (Aytülpediadan ; 😉)

“Altın oran: matematik ve sanatta, bir bütünün parçaları arasında gözlemlenen, uyum açısından en yetkin boyutları verdiği sanılan geometrik ve sayısal bir oran bağıntısıdır.”

“Dizide bir psikiyatr olan Can Manay’ın hayatı anlatılmaktadır. Manay, hem üniversitede psikoloji dersleri vermekte, hem de kendi televizyon programında terapi yapmaktadır. Şans eseri karşılaştığı Duru’ya aşık olur ama Duru’nun bir sevgilisi (Deniz) vardır. Ayrıca ders verdiği okuldaki Bilge isimli öğrencisinin iyi bir psikolog olacağına inanmakta ve onun sınırlarını zorlamaktadır. Öte yandan Özge Egeli isimli bir muhabir Can Manay’ın kirli geçmişini ortaya çıkarma konusunda kararlıdır…” (Wikipedia)

“Fi, deneyimin içinde kaybolmak yerine korkmadan deneyime sahip olmanın yolculuğudur. İçinde bolca bulunan manipülasyon, seks, aldatma ve aldanma hikâyeleri belki herkesin dikkatini çekebilir ama gerçeklerden yola çıkılarak ulaşılmak istenen yerde sadece farkındalık vardır.

Fi güzelliğin lanetlendiği, zekânın yağmalandığı, iyinin kurban edildiği ve kasaba kurnazlığıyla yönetilen bu gezegende, içine doğduğumuz bu kutsal hayatı kutlamak için yazılmıştır. Kendi potansiyelini keşfetme cesareti gösterebilmiş gerçek kişilere, çatlama cesareti gösterebilmiş tohumlara adanmıştır. Bir kişiye duyulan aşktan daha acımasız bir şey var mıdır? ” (“Fi” arka kapak yazısı.)

Konuyla İlgili Düşüncenizi Paylaşabilirsiniz

    Cevap Yazın