Öykü

Bir Öykü / Ali Özenç Çağlar

Bir Yamyamın
Öyküsü

Adam, yaklaşık bin yıl önce eski Roma imparatorluğunun, köle sahiplerine karşı gelen kimi kölelerin stadyumlarda, aslanların önüne diri diri yem olarak atılan insanlığın o kanlı oyunlarını anımsadı. „Ne güzelmiş o günler.“ diye geçirdi içinden. Halk da vahşi seviç çığlıkları atarak onları tribünlerden izliyordu. Adam, o konulara ilişkin ciddi araştırmalar yapmış ve çok şey okumuştu. Sonra, kimi Afrika ülkelerinde ve Avustralya’daki bazı yerli kabilelerin yakaladıkları beyazları yediklerini de duymuştu. Hatta bu yamyam kabilelerin hala varlıklarını sürdürdüklerini, birkaç ay önce bir gazete yazıyordu. O da çocukluğunda bazı arkadaşlarını yemeyi ne kadar çok istemişti; örneğin, kimini domuz eti gibi közlü ateşin üzerinde kızartmak, kimini, bol patatesli, soğanlı yahni yapmak. Hatta bu duygu onda bir tutkuya dönüşmüştü. Ne var ki, şu güne kadar böyle bir fırsat eline geçmedi. Fakat o, yıllar geçse de isteğini gerçekleştirmede kararlıydı; onun için zaman da önemli değildi.

Almanya’nın Hessen eyaletinde, Rotenburg kentindeki çiftliklerinde yaşayan 42 yaşındaki Armin, “Ne olursa olsun bu arzumu yerine getireceğim!” diyordu hala; sonunda bunu başardı da. Kendisi bir firmada bilgisayar uzmanı olarak çalışıyordu ve teknoloji çağındaki dünyamızda, kimi ilkelliklerden sıyrılıp, kurbanlarını internet aracılığıyla arıyordu. Gizli sohbet odalarına giriyor, geceler boyu sörf yaparak çeşitli siteleri dolanıyordu. Sonunda kendi de bir site hazırladı ve orada küçük ilanlar verdi. İnanması zor ama, onun bu çağrısına “özgür dünyadan” tam 2000 kişi yanıt verdi. Yani bunlar, diri diri parçalanarak Armin tarafından yenmeye istekli kişilerdi. Ama Armin ilk elde, Berlinli mühendis Bernd Jürgen Brandes’te karar kıldı. Brandes, sıkı, besili biriydi çünkü. Üstelik adamla buluşmak hiç de zor olmadı. Adam gönüllüydü sonuçta.
Kurbanı olan bay Brandes, kesilip biçilmeden önce, acıyı önlemek için, yarım şişe sert bir içki içtikten sonra 20 tane uyku hapı yutuyor. Meiwes, -kurbanının isteği üzerine- Brandes, cinsel organını dişleriyle koparmasını söyler, adam başaramayınca, bıçakla keser. Daha sonra kızartılan organ ikili tarafından yenir. Meiwes bir süre sonra Brandes için küveti hazırlar. Armin, her on beş dakikada bir baygın olan Brandes’i kontrol ederken ona Star Trek çizgi romanından parçalar okuduğunu anlatıyor mahkemede.. Meiwes, sabahın erken saatlerinde Brandes’i boynundan bıçaklayarak öldürür ve bedenini parçalara ayırır
Cinayet gününün akşamını anlatan Meiwes’in ifadeleri, mahkemede duruşmayı izleyenlerin kanını dondurmaktadır: “Masayı hoş mumlarla dekore ettim. diyordu adam. En iyi akşam yemeğimi hazırlamıştım çünkü. Brandes’in kaba etinden bir parça biftek kızarttım. Bifteğe prenses patatesi adını koyduğum patatesler ve küçük lahanalar ekledim. Yemeğimi hazırladıktan sonra yedim. İlk ısırığın tadı çok garipti. Gerçekten tarif edemiyorum; domuz etine benziyordu, ama daha sertti.” diye anlatır. Daha sonra Yamyam Meiwes, Brandes’in kafasını bahçesine gömer, bedeninin parçalarını da derin dondurucuda saklar. Brandes’in bedenini 10 ay içinde öğünlere bölerek tükettir. Bay Meiwes, bu kadarla da yetinmez ve kan donduran cinayetin 4 saatini, dakika dakika kameraya kayıt eder.
Ancak Armin Meiwes’in işlediği suç uzun süre gizli kalmadı.
Takvimler 2002’yi gösterirken, 42 yaşındaki Armin Meiwes, Avusturyalı genç bir öğrencinin polise ihbarı sonucu aralık ayında yakalandı. Adam öldürme suçundan 30 Ocak 2004 yılında hüküm giydi ve 8 yıl hapse mahkum oldu. Hapiste geçirdiği süre zarfında Meiwes’in vejeteryan olduğu rapor edilmişti…
Yamyam Armin, olay sonrası mahkemede verdiği ifadede şöyle diyordu: “Bernd, onu yemem için beni adeta kışkırttı. Örneğin penisini ısırarak koparmamı istedi. Ama ben başaramayınca, bıçakla hallettim ve kızartıp birlikte yedik, üstelik hiç de tadı yoktu. Ne var ki, öldürüp, parçalayınca, yaklaşık 30 kilo et çıktı. Birkaç haftada hepsini yedim.”

Armin, bu olay süresince hiçbir şeyi gizlemeyerek, kurbanı Bernd Jürgen Brandes’in evine gelişinden, vücudunun parçalanışını, pirzolasını, haşlamasını hazırlayarak sofraya servis edişine kadar, -kameraya da el sallayarak- videoya almıştı. Kapalı celse olarak görülen kimi oturumlarda hâkim ve savcıların seyrettiği görüntüler, bazı savcıların davadan çekilmesine, kimilerinin öğürerek kürsüye kusmalarına bile yol neden oldu. Olay salt Almanya’da değil, tüm dünyada, Avrupa’da günün konusu idi..

Fakat, Savcının işi zordu. Çünkü Alman Ceza Hukuku’nda, insan eti yemenin suç teşkil ettiğini belirten bir madde yoktu. Tabi Armin’in avukatı bunu fırsat bilerek, müvekkilinin asla bir cinayet işlemediğini ve sadece ölmek isteyen birinin gönüllü olarak isteğini yerine getirdiğini, bu nedenle de Armin Meiwes’in salıverilmesini talep ediyordu. Şimdilik savcılar ve yargıçlar, -belki de ileride- yenme sırası kendilerine gelir korkusuyla, bay Armin’i serbest bırakmadılar. Olayda, yerel mahkeme, -yüksek bir mahkemede temyiz edilmek hakkı da içinde saklı olarak- A. Meiwes’e sade 8 yıl verdiler… Hesaplarsanız, belki bay Bernd Jürgen Brandes’ten çıkan otuz kiloluk kaba et, Alman yamyam Meiwes’e biraz pahalıya maalolmuş olabilir. Ama yine de o, -isteğini yerine getirdiği için- kendini şanslı hissediyordu.
Almanya bu tür olayların yabancısı sayılmazdı aslında. Örneğin, Hannover kasabı olarak anılan Fritz Haarman 1918 -1924 yılları arasında kasap olarak çalıştığı bölgede 24 kişiyi öldürerek ucuz et almak isteyen müşterilerine satmıştı.
Gelelim Alman hukukuna:

Şu sıralar, Almanya’da hararetli bir şekilde çağdaş insanın gelişmişliği ve Avrupa hukukunun geldiği son aşama tartışılmaktadır.

BU YAZILARDA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Konuyla İlgili Düşüncenizi Paylaşabilirsiniz

    Cevap Yazın