Öykü

BU HAYATTAKİ ŞARKI /Öykü Yasemin Yeni Akalın

Küçük parkın içindeki cafede, açık havada oturup bir maden suyu içecek; böylece sokaklar,

caddeler maskeli insanlarla dolu olduğu için yeşile yeşilliğe bakıp biraz nefes alabilecektim.

Öyle de yaptım, köşedeki masaya oturdum, bir maden suyu söyledim; sağımdan solumdan

maskeli insanlar geçmeye başlayınca en iyisi okumak deyip çantamdaki öykü kitabını çıkardım. 

Şimdi Amerikalı yazar Raymond Carver’in Fil isimli kitabından Fil öyküsünü okuyordum. 

 Hayat, burada da karşımdaydı. Kredi kartları, geçim sıkıntısı, ödenmeyen faturalar…

Yazar; konuşur gibi sade, gerçekçi anlatımıyla beni kahramanının dertlerine ortak edivermişti.

Kitaptaki hayatlara dalmıştım ki az ötemde şarkı söyleyen bir adamın sesiyle irkildim, kafamı ona

doğru çevirdiğimde o şarkıyı kesip bana: 

” Bu hayatta herkesin bir şarkısı vardır.

Şimdi senin şarkın geliyor bekleee! “diye bağırdı. O böyle deyince de yüzümde gayri ihtiyari

bir tebessüm oluştu. Bakalım benim bu hayattaki şarkım neydi?

O; tam benim bu hayattaki şarkımı söyleyecekti ki garson ona; 

‘Müşterilerimizi rahatsız etmeyiniz, lütfen gidiniz ” dedi; aynen böyle kibarca söyledi.

O da gitti ben de tekrar öyküme döndüm.

Öyküde eski eşine, annesine, kızına ve erkek kardeşine para göndermek için sürekli çalışmak

zorunda kalan bir adam anlatılıyordu. Adam, bu kadar çok kişiye para göndermek için çalışıyor,

çalışıyor, çalışıyor o da yetmiyor kredi çekip borca giriyordu. Kitapta borç batağına düşenler;

etrafta ise, maskeli insanlar…

Dünya akıl almayacak bir distopyaya dönüştü diye düşünürken yine ortaya çıktı az önceki şarkıcı.

Bu kez mikrofonunun yanında bir de seyyar nargilesi vardı.

-Dünyada herkesin bir şarkısı vardır, benimse şarkılarım var; şarkı söylemesem yaşayamam!

diye bağırdı.

Onun coşkusuna, şarkı söyleme konusundaki ısrarına, kimseyi umursamamasına şaşırdım. 

O başladı şarkı söylemeye: 

“Şimdi uzaklardasın, gönül hicranla dolu 

Hiç ayrılamam derken kavuşmak hayal oldu”

Hem şarkı söylüyor hem de arada nargilesini tüttürüyordu.

O böyle şarkı söylerken garson yine geldi.

-Abi bize ceza yazdıracaksın etme eyleme, günde bin lira kazanamıyoruz, nargile içmenin

cezası kırk beş bin lira, dedi.

Adam biraz uzağa gidip bir süre uzakta şarkı söyledi; o şarkı söylerken yanından yöresinden onu

fark etmeden, maskeli insanlar geçip gitti… Ben de hesabı ödeyip yerimden kalkıp  maskemi

taktım. Maskeli insanlarla dolu sokaklardan, caddelerden geçtim, baktığım yüzlerde maskelerine

rağmen umutsuzluğu görebiliyordum. Aklıma şarkı söyleyen adam geldi. O; çok cesurdu.Hayatın

neşesizliğinde neşe olabilen, kimse onu dinlemiyorken bile şarkı söyleyebilen adam.

Hayat işte bu, diye düşündüm: Ne olursa olsun sarkı söylemekten vazgeçmemek.

Kendi şarkını söyleyebilme cesaretini gösterebilmek.

Ne mutlu bu cesareti yüreklerinde taşıyanlara…

Konuyla İlgili Düşüncenizi Paylaşabilirsiniz

    Cevap Yazın