Öykü

Cevdet Günal Tüzün ve Bir Çocuk Masalı

PAMUK DEDE VE HUYSUZ AYI

Babaanneme şükran ve saygılarımla…

Kızıma ve oğluma özlemlerimle…

Masalları masal yapan anlatıcının becerisinden çok, dinleyicinin anlama yeteneğidir.

Her masal anlaşılınca masal olur.

Bir varmış, bir yokmuş diye başlasak da masalımıza, anlatılanlar hep varmış.

Yerlerden bir yerde, Pamuk Dede isminde bir çiftçi yaşarmış. Pamuk Dede’nin çiftliğinde bal gibi armutlar, al yanaklı elmalar, zümrüt gibi üzüm salkımlarıyla dolu bağlar,türlü türlü sebzeler meyveler yetişirmiş.

Çiftlikte salına salına gezen tavuklar, memeleri süt dolu inekler, atlar ve eşekler de varmış.

Çiftlik çevresinde geniş ormanda da yaban hayatı son derece canlıymış.Tavşanlar, sincaplar, kuşlar özgürce dolaşırlarmış ağaçların arasında.

Pamuk Dedenin yetiştirdiği ürünler o kadar taze ve lezzetliymiş ki, her yerde övgü ile söz edilirmiş. Bir yiyen bir daha yemek için can atarmış.

Orman olur da ayı olmaz mı? Tabi ki ormanda bir huysuz ayı da varmış. Huysuz ayı olduk olmadık zamanda Pamuk Dedenin bahçesine dalar, ortalığı karıştırırmış.

Çiftlikteki hayvanlar ve orman sakinleri ayının huysuzluklarından bıkmışlar. Hep birlikte çare bulsun diye Pamuk Dedenin evinin önünde toplanmışlar.Hep bir ağızdanduyulan gürültüye Pamuk Dede hızlı adımlarla dışarıya çıkmış.

“Çocuklar neler oluyor, nedir bu gürültü.“ Diye seslenmiş.

Titrek tavşan;

“Bıktık bu ayının yaptıklarından “

Tombul tavuk

“Yeter artık, ayının koşuştururken yumurtalarımı kırmasında bıktım artık”

Sarı inek

“Vallahi korkudan sütüm kesilecek”

Demişler hep bir ağızdan.

Pamuk Dede: “Çocuklar teker teker anlatın; hep birden konuşursanız kimse bir şey anlayamaz, sakin olun lütfen” dedikten sonra, ortalık biraz durulmuş.

Bilge baykuş:

“Pamuk Dede, bu ayının yaptıklarından bıktık. Her yeri kırıp döküyor. Bir türlü rahat edemiyoruz. Bunun bir çaresini ancak sen bulabilirsin” diye sözcü olmuş arkadaşlarına.

Pamuk Dede;“Tamam, çocuklar bir şeyler düşüneyim bakalım. Bana biraz izin verin de kafamı bir toplayayım” demiş.

Aslında Pamuk Dede de ayının huysuzluklarından, yaramazlıklarından ve yarattığı karışıklıklardan haberdarmış ve o da bıkmışmış. Hem bahçesi hem beslediği hayvanlar hem ürünleri zarar görüyormuş. Çiftliğe gelen ziyaretçilerden de şikayetler alıyormuş.

Pamuk Dede düşünmüş, taşınmış,” Sanırım bir çözüm buldum” demiş.

Hemen çiftlik ve orman sakinlerini toplamış;“Çocuklar; ben bir çözüm yolu buldum , ama sizlerin de yardımları gerekiyor” demiş.

Pamuk Dede planını kısaca anlatmış. Hemen harekete geçmişler. Tavşan hızla koşarak ormanda gezen ayıyı bulmuş;” Ayı kardeş ayı kardeş, Pamuk Dede seni görmek istiyor. Sana bir hediye verecekmiş” demiş. Ayı sevinçle Pamuk Dedenin evine koşmuş.

Pamuk dede; “Bak ayı kardeş, şu çuvalda bulunan meyveleri senin için topladım.Bal gibi armutlar, sulu elmalar hep senin için. Artık bahçede koşturmana gerek yok” demiş. Birkaç tane de elmayla armudu hemen ayıya ikram etmiş.

Ayı iştahla ikram edilen meyveleri yiyip, karnını bir güzel doyurmuş. Sonra da çuvalı sırtına alıp, ormandaki mağarasına doğru yola koyulmuş.

Ayı gider gitmez Pamuk Dede,” hadi çocuklar ayıyı takip edelim” demiş.

Pamuk Dede, bilge baykuş, titrek tavşan ve diğer orman sakinleri, ayının peşinden gitmişler.

Yediklerinin etkisiyle ayının uykusu gelmiş. Ayı, sırtındaki çuvalı bir kenara koyup, bir ağacın geniş gövdesine dayanarak horul horul uyumaya başlamış.

Ayı uykuya daldıktan sonra, Pamuk Dede ve orman sakinleri usulca yaklaşıp çuvalı almış, içinde dikenli çalıların dolu olduğu bir başka çuvalı ayının yanına koymuşlar ve hemen oradan uzaklaşmışlar.

Ayı gürültüyle esneyerek uyanmış, uykulu uykulu çuvalı sırtına almış.

“Uyumak iyi geldi,çuval ne kadar da hafifledi” deyip yola koyulmuş.

Ayı yolda giderken, çuvalın içindeki sert dikenler ayının sırtına battıkça ayı acı ile kıvranmaya başlamış.

Sonunda acıya dayanamayan ayı çuvalı fırlatmış atmış, ayı acı içinde inleyerek evine ulaşmış. Sırtındaki yaraları temizlemiş, pansuman yapmış.

Yaraları iyileşen ayı homurdanarak tekrar Pamuk Dedenin çiftliğine gelmiş.

Pamuk Dede;“Ayı kardeş ben de tam sana hazırladığım iki çuval yemişi gel al diye haber gönderecektim.Geçen sefer yaramaz hayvanlar sana şaka yapmışlar. Bunu telafi etmek için sana bu sefer bir değil iki çuval hazırladım. Bak içlerini kontrol et de bir yanlışlık olmasın” demiş.

Ayı çuvallara baktığında sap sarı bal gibi armutları görünce dayanamamış, bir çuvalı oracıkta yemiş. Pamuk Dede, “afiyet olsun ayı kardeş ben sana bir çuval daha hazırlarım “demiş. Bir çuval daha getirip ayıya vermiş. Ayı, “geçen seferki gibi olmasın ama” deyip, çuvalları tekrar kontrol ettikten sonra, yola koyulmuş.

Pamuk Dede ve orman sakinleri hemen ayının peşine takılmışlar.

Ayının karnı, yediği armutların etkisiyle guruldamaya, ağrımaya başlamış.Çuvalları bir kenara bırakıp, bir çalının arkasında tuvaletini yapmaya gitmiş.

Pamuk Dede ve orman sakinleri hemen çuvalları içlerinde taşlar olan çuvallarla  değiştirmişler ve çabucak oradan uzaklaşmışlar.

Ayı oflaya puflaya gelmiş, çuvalları sırtına almış.” Bu iş beni çok halsiz bıraktı baksana çuvallar ne kadar da ağırlaşmış” deyip yola koyulmuş.

Yolda taşlar çarpıştıkça takır tukur çıkan seslerden ürkse de yine de yola devam eden ayı, taşların keskin kenarlarının sırtını kesmesi üzerine iyice korkup, çuvalları fırlatıp kaçmaya başlamış.Çuvallardan düşen taşlara takılarak yerlerde yuvarlanmış. Her tarafı yara bere içinde kalmış. Zar zor mağarasına ulaşmış.

Pamuk Dede, çiftliğinde toplanan dostlarına” çocuklar; ayı sanırım dersini aldı artık bir daha bizi rahatsız etmez” demiş.Herkes işine,normal yaşamlarına dönmüş.

Yaraları iyileştikten sonra ayı daha da kızgın bir şekilde Pamuk Dedenin çiftliğine baskın düzenlemiş.Bağa bahçeye zarar verdikten sonra bahçede ne var ne yok hepsini toplayıp, yola koyulmuş.

Pamuk Dede ve orman sakinleri korku ve şaşkınlıkla ardından bakakalmışlar. Kısa bir sessizlikten sonra, Pamuk Dede” Çocuklar ayıyı takip edip, zamanı gelince ayıyı bir daha buralara gelmeyecek hale sokmamız gerek. Hadi gidelim” deyip yola koyulmuş. Orman sakinleri bir süre tereddüt etseler de bilge baykuşun” Pamuk Dede haklı arkadaşlar, ayıya iyi bir ders verme zamanı geldi.” Demesi üzerine isteksiz de olsa Pamuk Dede ile birlikte ayıyı takip etmeye başlamışlar.

Geçmişten ders alan ayı, yolda hiç duraklamadan doğruca mağarasına gitmiş. Bahçeden topladığı yiyecekleri bir kenara koyduktan sonra, yemek için kazanın altını yakmış.

Tam yiyecekleri kazana atmak üzereyken, Pamuk Dede ve orman sakinleri mağaranın önünde belirmişler. Ayı kalabalık karşısında korkmuş, mağaranın içinde oradan oraya koşturmaya başlamış. Tüm bu kovalamaca ve patırtı gürültü arasında kazan devrilmiş, altındaki yanan odunlar etrafa saçılmış. Ayının mağarası yangın yerine dönmüş.Yanan odun parçaları üzerine basan ayı, ayaklarının acısı ile ardına bile bakmadan ormandan kaçmış.

O günden sonra bir daha ayıyı gören olmamış. Pamuk Dede ve orman sakinleri ile birlikte çiftliğini, bahçesini tamir etmiş, yeniden hep birlikte mutlu ve neşeli günler geçirmeye başlamışlar.

Cevdet Günal Tüzün

***

Konuyla İlgili Düşüncenizi Paylaşabilirsiniz

    Cevap Yazın