Edebiyat

GENÇLİK VE EDEBİYAT- Ayten Mutlu

Ortaokul ve lise yılları, insanın hem iç dünyasında hem de kendi dışında olup bitenleri anlamaya, ifade etmeye ihtiyaç duyduğu zamanlar. Günümüzü belirleyen, her insanı derinden etkileyen ekonomik, siyasi, toplumsal dış etkenlerin, gençler için anlaşılması, açıklanması ise oldukça güç. Geleneğimiz, gençlere ne söz hakkı vermeyi ne de onlarla açık iletişimi yeğliyor. Onlardan beklenen, yetişkinlerin yaşamını, kabullerini aynen sürdürmeleri. Oysa gençler, dijital iletişimin de hızlanmasıyla daha çok meseleye kafa yoruyor. Kendi çevrelerinde, ülkede ya da dünyada olup bitenleri izliyor, merak ediyor, kendi gelecekleri için ciddi oranda kaygı biriktiriyorlar. Gençlik edebiyatının anlamı, işlevi, sanırım tam da bu noktada önem kazanıyor. Yalnız olmadıklarını, her şeyin bir çaresi ya da çözümü olabileceğini duyumsatan, kendine güvenmesine, bütün olumsuzluklara rağmen geleceğe umutla bakmasına hizmet edebilen, gençlerin ‘tarafını tutan’ bir edebiyattan söz ediyorum. Edebiyatın, gündelik yaşamında eziliverdiği kıskaçları, tanımlayamadığı, korktuğu, anlamlandıramadığı gerçekleri, gencin cephesinden dillendirmesi, içlerindeki fırtınaları dindirmeye, daha sakin, daha derin ve yapıcı düşünmesine etki edebiliyor. Çağdaş gençlik edebiyatı, her yaştan okurunun yeni hayallere, yeni ideallere tutunması için heveslendirici, kesintisiz bir güç kaynağı olabiliyor.

Genç nedir? Her şeyden önce cesur ve atak.. Durulmamış daha, O nedenle hatalar yapabiliyor. Ama dönüp arkasına bakarak iç çekmiyor, atılıyor, yarına atılıyor. Yani dinlemiyor yaşlıları, dinlese de her dediklerine uymak için değil, birçoklarını çürütmek, yıkmak için dinliyor. Ve bizim gençlerden ödümüz kopuyor. Aykırı fikirleri, yükselen sesler, anarşist tavırları, gotik kılıkları; öfkeli, sabırsız, heyecanlı, sinirli halleri ödümüzü patlatıyor. Artık zaman o eski zaman değil; görsellik, sosyal medya, iletişimin önlenemez kolaylığı, edebiyata ulaşmada mutlaka ve mutlaka farklı yöntemler gerektiriyor. Kitapla okuru arasına sanal âlem girdi bir kere, geri dönüşü yok. Okuma alışkanlıklarımız da, edebiyatın insanla teması da kılık değiştirecek, değiştiriyor, çaresiz. Ajans Press’in yapmış olduğu bir araştırma Türkiye’de gençlerin kültür sanattan ne kadar uzak olduklarını ortaya koydu. Araştırmaya göre gençlerin yüzde 81’i tiyatroya ya da konsere gitmezken yüzde 43’ü sinemaya gitmiyor. Gençler içerisinde kitap satın almayanların oranı ise yüzde 55 oldu. Türkiye’nin gençlerinin yaşam memnuniyetleri incelendiğinde kadınların yüzde 10’u, erkeklerin yüzde 14’ü yaşantılarından hiç memnun olmadığını belirtirken, genç nüfus içerisinde gelecekten en umutlu olan kesim yüzde 77 ile öğrenciler oldu. Yüzde 50’lik oranla en umutsuz kesim ise iş arayanlar olarak belirlendi.

“Türkiye’de Gençlerin İyi Olma Hali” raporunda, erkeklerin yüzde 13’ü, kadınların ise yüzde 15’lik kısmı psikolojik destek alması gereken zamanlar olduğunu söylerken her iki gençten birisinin sigara ve benzeri tütün ürünleri kullandığı belirtildi. Gençlerin siyasete katılımı oy kullanmaktan ibaret gördüğü, sadece yüzde 3,9’unun aktif siyaset içerisinde yer aldığı saptandı.

Türkiye’de gençlerin en büyük sorunları arasında ilk sırada yer alan işsizlik, son yıllarda tırmanışı geçti. Türkiye’nin yüzde 16’sını oluşturan gençler arasındaki işsizlik oranı yüzde 20,6 oldu.

Diyebiliriz ki: Gençlerimiz mutsuzluk ve umutsuzluk girdabına girmiştir. Gelecek kaygısı ve ne olacağım sorusu gençlerin beyinlerini kemiren en önemli sorundur.

Fizyolojik ihtiyaçlar; güvenlik, sosyal, değer görme ve kendilerini gerçekleştirme ihtiyaçlarının karşılanamaması bu mutsuzluğun birincil etmenidir. Ailelerin, eğitimcilerin, ülkeyi yönetenlerin süslü edebi cümlelerine inanmayan bütün beklentilerinde eli boş dönmekten usanmış, her gün ağırlaşan ekonomik hayattan sıkılmış, iş, aşk ve gelecek umuduyla hayal kurmaktan yorulmuş bir grup gençlikle karşı karşıyayız. Çarpıcı bir rakam vereyim; Bu ülkede 15- 29 yaş arası gençlerin yüzde 30’u ne eğitim alıyor ne de bir işte çalışıyor. Bu algı çok ürkütücü ve korkutucudur. Çalışmayla meydana gelecek başarılı olma inancını yitiren bir gençlik hızla sıradanlaşır, tembelleşir ve kendi özgücünün dışında koltuk değnekleri aramanın ardına düşer. Gençlerimiz bu olumsuz duyguya durup dururken mi giriyor. Şu anda Türkiye’de bir milyona yakın üniversite mezunu, genç işsiz var. Her yıl bir önceki yıla göre diplomalı işsizlik oranı artmaya devam ediyor.

68 kuşağının coşkusunu 70’lerin heyecanlı, coşkulu döneminin ardından gençlerin apolitize edildiği 80’li ve 90’lı yılları da yaşamış biri olarak bunu rahatlıkla söyleyebilirim. Günümüzde başta gençler olmak üzere bir yandan insanları ağır bir kıyımdan geçiriyor, bir yandan da gençleri apolitize etmeye çalışarak durumun olağan bulunmasını sağlıyorlar. Edebiyat ve özellikle şiir bizlere deniz feneri gibi yolumuzu aydınlatırdı. Coşkumuzu, heyecanımızı bilerdi.

Neyse ki edebiyat var…şiir var..

Belki de şöyle söylemek mümkün. Şiir gençtir. Hangi yaşta olursa olsun. Şair de öyle. Yaşlanan bir şair hâlâ şiir yazabiliyorsa aslında yaşlanmamıştır.

Evet, edebiyatın en önemli sorumluluklarından biri dönemsel meselelerin, trajedilerin bellek kaydını tutması… Eğitim eşitsiz, sağlık güvencesi yok; her konuda en azı sunan bir ülkede yaşıyoruz. Edebiyatın günlük meselelerden uzak kalmaması, yaşanan problemleri analiz etmesi, gençlere umudu, cesareti aşılayacak bir pınar sunması bu yüzden elzem.

Edebiyat farklı dünyaları buluşturmak konusunda etkili bir araç…

Aşk bizim memleketimizde iki gencin öldürülme sebebi bile olabiliyor, gazetelerde okuyoruz. Dinle harmanlanmış geleneğin sokakta töre kırbacıyla dolaştığı bir ülkede bizim konuştuğumuz şeyler biraz da lüks aslında. Edebiyat kitaplarının okunması, elden ele gezmesi bu yüzden daha da önemli.

Çocuk ve gençlik edebiyatının iyi örnekleri gerçekten de yaşsız kitaplardır. Anadolu’nun çok büyük bir bölümünde temel eğitimin yetersizliğinden dolayı okuma, yazma, okuduğunu anlama sıkıntısı yüksek. Arayı kapamak için çocuk ve gençlik edebiyatı iyi ve önemli bir kaynak. En azından bu nedenle önemsenmelidir.

Konuyla İlgili Düşüncenizi Paylaşabilirsiniz

    Cevap Yazın