Öykü

Kısa Kısa Öyküler/ Özlem Yıldız

Hikâye Yazdıran Bot

    Yazdı. Ailecek gelmişlerdi sahile. Küçük oğlunun ısrarıyla aldığı botu ciğerlerini körük gibi kullanarak şişirmişti. Kısa süre sonra da küreklere asılıp tek tük yüzenlerin arasından ver elini dubalar! 

    Epey eğlendiler orada. Balıklama daldılar suya. Bot inip kalktıkça gülüştüler.

    Dönüşte yelken niyetine biçtirdikleri kumaşı iki ucundan tuttular. Hiç gitmiyor gibi görünse de belirsiz bir iz bırakarak ilerledi bot. Sahile vardı. Hemen orada yosunlu bir ipe iliştirdiler onu.

    Soğuk bir şeyler içmek için kafede aldılar soluğu.
Geri döndüklerinde botun yerinde yeller esiyordu.

    Ne olmuş olabilir diye epey kafa yordular. Uzaklara, yakınlara; öteye, beriye baktılar. Sanki deniz yarılmıştı da bot içine girmişti.

    Çok sürmedi bu belirsizlik. Ötedeki bir telaş çekti onları. Botları hakkında hemen bir hikâye yazılmıştı: Göçmen botuymuş, kürekleri kırılmış,  içindekiler boğulmuş, bot sahile vurmuş…
    Tabii bu hikâyeye inanmayan da çıkmış.

    “Dedim size,” diyordu ötede bir kadın, “Aramayın jandarmayı, belki de göçmen botu değildir, belki de ölmemiştir hiç kimse.”
Özlem Yıldız
    – – –
    Bu öykü daha önce Medium-Türkçe Yayın’da yayınladı.
    https://link.medium.com/nNqXOqkcygb


***

    Proje Ödevi

    Kopyala-yapıştır ödevlerin hayatımıza girmediği zamanlardı. Her öğrenci elinden geldiğince bir orijinallik katmak isterdi ödevine.

    R. Öğretmen öylesi buluşlara fazladan puan verirdi. Cicili bicili bir kapak bile iyi bir not için sağlam bir referans sayılırdı.

    G. rahat bir öğrenciydi. Yine de sorumluluk sahibiydi. Geceleri babasının büfesinde çalışırdı. Bu yüzden bazı derslerde göz kapaklarına hakim olamazdı. Nisan geldiğinde öğrencilerin uykularını kaçıran ödev teslim işleri onu pek etkilemezdi.
    Vakit vardı da o mu çalışmıyordu?
    Proje ödevine de son şeklini büfede vermişti. Bugün teslim edecekti. Akşam epey gerilmişti ya şimdi içi rahattı. Ödevinin beğenileceğinden şüphesi yoktu.

    Teslim saati geldi çattı. R. Öğretmen sıraların arasında dolaşmaya başlamıştı ki ödevini çıkardı G. “Hoccam,” dedi, “Dil Anlatım ödevim.”

    R. Öğretmen, şöyle bir inceledi ödevi. Sayfaların yanık kenarlarına baktı. “Hıım,” dedi, “Çok güzel. Eski bir mektup gibi. “Nasıl yaptın bunu?”
    “Çakmakla…”
    “Peki, edebiyat ödevin nerede?”
    “O tutuştu öğretmenim.”
Özlem Yıldız
    – – –
Bu öykü daha önce Medium Türkçe Yayın’da yayınlandı.

https://link.medium.com/1FEmxuHcygb

BU YAZILARDA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Konuyla İlgili Düşüncenizi Paylaşabilirsiniz

    Cevap Yazın