Kitaplar

Kitap Tanıtım / Nilüfer Uçar

Fatma Aliye ve REFE

      İş Bankası Yayınları’nda kitap almak için gitmiştim. Birçok kitap inceledim. Fatma Aliye’nin Refet kitabı ilgimi çekti. Biraz baktım, ama fazla da inceleyemedim. İçerisi küçük, aynı zamanda pandemi nedeniyle içeride orada durmak istemedim. Bir taraftan da dışarıda içeri girmeyi bekleyenler vardı.  Onların zamanını çalmamak için hızlı davrandım. Aldığım birkaç kitaptan biriydi. Fatma Aliye hakkında hiç bilgim yoktu. Önce kitabı okumak istedim. Öyle de yaptım. Sonra Fatma Aliye ile ilgili bilgi araştırması yaptım.

      Fatma Aliye; 1862–1936 yılları arasında yaşayan, edebiyatımızın ilk kadın romancısıdır. Bu bilgi sevindirse de, daha çok üzdü. Çünkü çok geç kalınmış bir durumdu. Dünya Edebiyatı çok yol almıştı bu konuda. Bu da gösteriyor ki kadınlarımız Cumhuriyet’ten önce kişisel özgürlüklerini elde edemediğinde bunca gecikilmişti. Sevindiren yanıysa cesaretiyle bir ilke öncülük etmesidir. Ki o da başlangıçta pek kolay olmamış. Kocası izin vermediği için önceleri gizli gizli roman çevirileri yapıyor. Kocasının izninden sonra çevirilerini yapma olanağı buluyor. Fatma Aliye’nin babası Osmanlı Devlet adamı ve tarihçi Ahmet Cevdet Paşa’dır. Sarayda büyümüştür. Okumayı abisinin aldığı özel derslerden öğreniyor. Fransızca merakının ortaya çıkması üzerine özel ders alıyor. Henüz 17 yaşındayken Kolağası Faik Bey’le evlenir. Eşinde aldığı izinden sonra  1889 yılında Georges Ohnet’in Volente  romanını çevirir. Daha sonra “Nisvan-ı İslam” Fransızca ve Arapça’ya, “Udi” adlı romanı Fransızca’ya çevrilmiştir. Refet, Enin, Muhadarat, Hayal ve Hakikat diğer kitaplarıdır. 1 Ocak 2009’da tedavüle çıkan 50 TL’lik banknotun üstünde resmi vardır. Bu bir hayli polemiğe yol açtı. Fatma Aliye’nin saltanatın kaldırılmasından dolayı Atatürk’e karşı tavır aldığı yazılır. Burada duraksadım. Daha sonra Atatürk’le ilgili söylediği şu sözlerine rastladım. “Mustafa Kemal Paşa, Rabbin bir mucizesidir.” Fatma Aliye; Latife Hanım’a hitaben yazdığı bir mektubunda: “Mustafa Kemal Paşa hazretlerine ‘dahi’ demek kafi değildir. Dünyanın dört bir yanındaki dâhiler topluluğunda, onlardan önce ve sonra, Doğu–Batı’dan gelen bütün dâhilerde tetkik ve mütelaadan (görüş ve düşünce)  geçirilince bunların her biri halaskârımıza (kurtarıcımıza) misal olamaz, o yüksekliğe varamaz.” der.

Değerlendirme yaparken günün koşullarını gözetmek gerekir. Osmanlı Dönemi’nde kadının konumu, okur- yazar oranı ve edebiyata verilen değer gözetilirse taktir edilmesi gereken bir başarı. Değerli  tiyatro sanatçımız Suna Selen’in anneannesi. Değerli sanatçımız Münir Özkul’un kayınvalidesinin annesidir.

      Refet kitabı; İş Bankası yayınlarında 2020’de 3. baskısıdır. Kitap 152 sayfa. Türk Edebiyat Klasikleri-11.seri yayını. Romanı günümüz Türkçesine Uyarlayan: Senem Timuroğlu. Kitabın önsözünü Ahmet Mithat 20 Ocak 1897’de yazmış. Önsözün bir bölümünde şöyle yazılmış; “Kibir ile vakarın, yumuşaklık ile miskinliğin, tevazu ile tenezzülün sınırını kim kesin olarak tayin edebilir ki…” yine önsüzün bir yerinde :  “Zira ‘Gözlerimizi kaldırırsak Refet’in o yoksul, sabırlı, başarılı yüzüne isabet ederek bizi rezil edecek’diye korkacaklardır. “

      Kitabın konusu yoksulluk üstüne kurgulanmış. Ve Yoksul kadınların dayanışması işlenmekte.Göze çarpan bir saptama da romanda erkek karakterlere  hemen hemen hiç  yer verilmemiş olması. Baba, Hayati Bey yalnız ismi geçiyor. Şule’nin dayısı mektupta varlığını gösteriyor. Romanın bitiminde Refet’in amcasının oğlu Mucip. Mucip; Refetlerin yardım isteklerini geri çeviren çok cimri bir adam. Refet’in annesinin öldüğünü  ve Refet’in öğretmen olduğunu duyunca evlenmek düşüncesiyle gelir. Refet’le evlenirse birçok masraftan kurtulacağını, servetine servet katacağını tasarlar.  Zengin ama okumamış bir cahildir.

Diğer karakterler: Mürüvvet Hanım. Evlerinde  bir süreliğine kaldıkları, en zor zamanlarında destek olan kadın.

Nezaket Hanım; evlerinde bir süre kalıp kira ödemeden kazandıkları parayla geçinebilmek için sığındıkları komşuları.

Şule; Refet’in okul arkadaşı ( Dayısında aldığı parayla ortak  giderlere  katkısı olur. )

Cazibe Hanımefendi; zengin okul arkadaşı. Birçok konuda destek olur. Bunlardan başka dayanışma içinde olduğu diğer  komşuları…

        Binnaz Hanım İstanbul’da bir ailenin yanında cariyedir. Taşradan maddi durumu iyi olan Hayati Bey’e  ikinci eş olarak gelir. Geldiği evde varlığı kabullenilmez ama Hayati Bey’in korkusunda fazla ses çıkarılmaz. Binnaz’ın doğan kızına Refet ismi verilir. Refet zayıf bir bünyesi olduğu için çirkin olarak görülür. Bir müddet sonra Hayati Bey vefat eder. İlk eşten olan çocuklar bunlara mirastan pay vermek istemezler. Binnaz  ve Refet’e çok kötü davranırlar. Öyle ki canlarında bezer konuma gelmişlerdir. Çocukları Refet’i  sürekli dövüp aşağılarlar. İyi beslenemediği için yürümekten zorlanacak kadar güçsüzdür. Binnaz’ın kızından başka kimsesi yoktur. Onun itilip kakılmasına çok üzülür. Fakat yapacağı bir şeyi olmadığı gibi, gidecek yeri de yoktur. Kızının yediği yumruklardan Refet’in arkası  gömüldükçe zavallı annesinin  gelmiştir anne- kız. Bir gün elindeki bir kaç altınını satıp İstanbul’a bir tanıdığın evine sığınırlar. Sığınmak ne acıdır ki kabul görmez hiçbir koşulda. Sığınmak / sığıntı… Geldiği ev daha da zalimdir. Yağmurdan kaçıp doluya tutulmak gibi. Artık Refet eskisinden de beter,  yürüyemez durumdadır.  Çünkü, artık yemeklerle besleniyorlar. Onu bile çok görüp, artıkları çoğu zaman hayvanlara vermeye başlarlar. Açlık ve zulüm canlarında bezdirmiştir. Çaresizliğin çekilmez olduğu, bıçağın kemiği kestiği anlara doğru gidiyordu yaşadıkları. Bir gün kaldıkları  evin bir akrabası ziyarete gelmiştir. Bunların iç sızlatan hallerini görünce çok acır.

      Bir süreliğine kendilerinde kalmasını önerir. Evdekiler başından def etmek için hemen gönderir, anne-kızı. Mürüvvet Hanım bunlara iyi bakar, fakat onların durumu da pek parlak değildir. Eşi ölünce Mürüvvet Hanım köyüne gider. Bundan sonra sefalet artık keskin bıçak gibidir. Yaşam öyle zorlamaya başlar ki; çaresizliğin çaresiz kaldığı zamanlardır. Refet okula başlamıştır, Binnaz temizlik işlerine gider. Ama kazandığı oda kirası, giderlerini karşılamaya yetmez. Artık beslenmek değil midelerine bir şeyler koymak bile lüks olmuştur. Bu Refet’i iyice güçsüz yapmıştır. Soğukta titreyip yatamadığı da cabası.

       Zaman zaman birilerinin yanına sığınıp birlikte yaşamaya çalışırlar. Zeki, gururlu, azimli ve tüm olumsuzluklara karşın okumak, geleceğini kurtarma düşüncesiyle çalışır, çabalar, yaşadıklarına isyan etmeden. Orta bölümü bitirip Darülmuallimat okuluna girince öğretmen olma, annesini bu zor çalışma koşullarından kurtarma isteği daha da alevlenir. Ama okumak için giysiye, okul ihtiyaçlarını giderecek paranın olması gerekir. Onların hayatlarında bir kuruşun ne denli kıymetli olduğunu varlıklı öğrencilerin hayal edemeyeceği bir sefalet. Yine de varlığı yerinde olan bir arkadaşı Cazibe’nin yardımı yaraya merhem olmasa da kıymetlidir. Okulun bitimine iki yıl kalmıştır. Şartlar artık yaşanamayacak boyuttadır. Arkadaşı Şule’nin annesi vefat edince Refet ona yanlarında kalmayı önerir. Önce kabul etmez, fakat tek başına da kalamayacağını düşündüğü için bu öneriyi kabul eder. Şule’nin dayısının yaptığı üç lira yardım evdekiler için bir nebze nefes olur, rahatlatır. Bu rahatlama uzun sürmez. Çünkü ağır çalışma koşulları bir süre sonra anne Binnaz’ıhasta eder. İşe gidemez durumdadır. Her geçen gün durumu kötüye gider. Doktor ve ilaç masraflarını karşılayacak durumda değiller. Masraflar artınca zengin arkadaşı Şule’nin ablası doktor ve ilaç masrafını üstlenir. Artık okulun bitim sınavları yaklaşmıştır. Dikiş ve nakış dersi için kumaş ve malzemelere gereksinim vardır. Refet’e sıkıntılı günler yaşatır bu malzeme işi.  Eğer bu malzemeleri edinemezse  okulu bir yıl uzatmak demektir.  Okulu bitirememek tüm çabasının yok olma olasılığını da beraberinde getirir. Okulun bir yıl uzaması demek Refet için yıkımdır. Yine zengin bir arkadaşın malzemesini onun için işlemek şartıyla alır. İş bitiminde arkadaşı sorun çıkarsa da öğretmenlerin devreye girmesiylesorun çözülür. Refet okulu birincilikle bitirir. Bu  azmin, yoksulluğa dayanma gücünün ve kararlılığın zaferiydi. Artık öğretmen olarak ayakları üstünde durabilecek, yoksulluk bitecek, kimseye muhtaç olmadan yaşamını sürdürebilecektir. En önemlisi de annesini  temizlik işlerinde çalıştırmayacak olmasıdır.

       Refet için hayal neydi? Hayal yoksulluğu yenmekti.  Karın tokluğuydu…Hayal; bir ömür açlığa, soğuğa, aşağılanmalara  göğüs gerebilme azmiydi. Hayal sıcacık ve temiz bir yataktı. Hayal yaşamaktı Refet için. Belki hepsini içeren engin bir yaşantıydı  hayali. Hayal; karanlık tünelde ışık huzmesine koşmaktı..

Bu sevincini tam yaşayamadan annesi vefat eder. Annesinin vefatını öğrenen amcasının oğlu Mucip,  Refet’le evlenmek ister. Refet kabul etmeyince zor kollanmak niyetindedir. Refet’in tüm itirazlarına rağmen vazgeçmek istemez. Mucip neden evlenme önerisin kabul etmediğini sorduğunda, Refet’in yanıtı; “Çünkü siz benim dengim değilsiniz.. Çünkü siz cahilsiniz!” der.

       Bu cesaret; okumanın, bilginin, meslek sahibi olmanın, maddi bağımsızlığın cesaretiydi. Okuyan, maddi bağımsızlığını kazanan kadın; cesaretini de yüreğinde cevher gibi taşır.

Okulu birincilikle bitirdiği için gideceği okulu seçebilme hakkı vardır. Ücra bir köy okulunu seçer. Artık mutludur. Ama hal etmesi gereken bir işi daha vardır. O da babasında kalan miras payını ne pahasına olursa olsun alma kararlığındadır.

1  Nisan 2021

*- REFET- Roman/ Fatma Aliye/ Türkiye İş Bankası Yayınları/3.bsk. 2020

Konuyla İlgili Düşüncenizi Paylaşabilirsiniz

    Cevap Yazın