Edebiyat

Mehmet Bardakçı ve Şiir Çözümlemeleri

Henry Austin Dobson   (18 Ocak 1840 – 2 Eylül 1921) İngiliz şair ve denemeci.

Fransız asıllı inşaat mühendisi George ClarisseDobson’un en büyük oğlu olarak İngiltere Plymouth’da doğdu 1921 yılında Londra’da öldü. 18. Yüzyılın sevisi ve bilgisini sunan şair, eleştirmen ve biyografi yazarı şiirlerinde zarafet ve eleştirel çalışmalarına örnek oldu.

Sekiz yaşındayken İilkokula başlayan Dobson, daha sonra Fransa Strazburg kentinde eğitim gören Dobson, 1856’da İngiliz Ticaret Kurulu’nda memur oldu ve burada 1901’de emekli olana kadar kaldı. 1868 yılında evlendi, ölene dek Londra’nın Ealing banliyösünde yaşadı.

1864’te dergilerde şiir yayınlamaya başladı ve 1870’lerde de önemli bir rol oynadı. İngiliz Parnassian hareketi olarak bilinen karmaşık ortaçağ Fransız şiir formları olan rondeau , balad ve villanelle’nin yeniden canlanması için çalıştı.

İlk şiir kitabı, Kafiye Vinyetleri’ni (1873) Atasözleri (1877). Lir İşaretinde (1885) izledi. Dobson, dizelerini popüler kılan cilalı , zekice ve ölçülü pathos’u gösterdi . 1885’ten sonra ağırlıklı olarak biyografik ve eleştirel çalışmalarla meşgul oldu: Henry Fielding, Thomas Bewick, Richard Steele, OliverGoldsmith, Horace Walpole, William Hogarth , SamuelRichardson ve FannyBurny üzerine kitaplar 18. yüzyıla yönelik dikkatli araştırmaları sempati ortaya koydu. Son derece yapay şiir formları üzerindeki vurgusu gibi, 18. yüzyılın romantizm öncesi “yapay” kültürüne duyduğu bu coşkulu ve Estetik hareket etmeye zorladı. Austin Dobson’un Tam Şiirleri 1923’te yeniden yayınlandı.

Dobson’a , Mart 1902’de Edinburgh Üniversitesinden Fahri Doktora verildi.


*
Gül Yaprakları

Bir od* yazmayı düşündüm.
Ve bir soneye dönüştü.
Klasik tarz başladı
Bir od yazmayı düşündüm;
Fakat Rose yolu geçti
En yeni moda bonesiyle; Bir od yazmayı düşündüm;
Ve bir soneye dönüştü.

* Od : Lirik bir nazım şekli, ölçüsüz uzun şiir.

Henry Austin Dobson
Çeviri : Mehmet Bardakçı


*

Bir Öpücük

Rose bugün beni öptü
Yarın beni öper mi ki?
Bakalım, oluruna bırakayım,
Rose bugün beni öptü.
Ama zevk işaret ediyor
Üzüntünün tadına.
Rose bugün beni öptü.
Yarın beni öper mi ki?

Henry Austin Dobson
Çeviri : Mehmet Bardakçı

***

İKİ ŞİİRİN ÇÖZÜMLEMESİ


Şairin dikkat çeken özelliği zeki ve bilgili oluşunun yanı sıra dönemi şiirinin dışında Rondo , Balad ve villanelle’yeilgisidir.Biraz açarsak :
Rondeau (Rondo), Her biri 8-10 hece arası olan 15 dizelik şiirdir.
Ballad (Balad) Klasik balad dörtlü dizeler halinde uzuncadır. İkinci ve dördüncü dizeler uyaklıdır. Dramatik temada, bir veya daha çok kişinin geçtiği olay örgüsü vardır. Şarkıda da kullanılır.
Villanelle, iki nakarat içeren iki tekrarlı 19 dizelik şiirdir. Beşli üçlüden sonra bir dörtlü ile biter.

Ancak yukarıdaki örneklerden hiçbiri bu anlatılanlardan değildir. Şairin yazdığı ve üzerinde çalıştığı, sevdiği  ve canlandırmak istediği tarzlardır. Ayrıca şiirde geçen soneleri çok kullanmıştır. Sone; Batı şiirinde çok kullanılan iki dörtlük ve iki üçlükten oluşan bir şiir tarzıdır.

Şair bizden Özdemir Asaf’a benziyor biraz. Smart write (zekice yazım, zeka ürünü) tarzını kullandığı gibi ironiye ve mizaha gerçekçilik katabiliyor.

İki şiirde de tema sevgi  ve beklenti.

İlk şiirde; Başlık “Gül Yaprakları”. Gül İngilizcede olduğu gibi dilimizde de aynı şekilde çiçek adı kadın adı olarak kullanılıyor. Başlık ve içeriğin farklılığı dikkat çekiyor. Okuyucuyu şaşırtma amaçlı.

İçerikte şaşırtmacayı hem kendisine hem de  okuyucuya  vermiş. Lirik bir nazım şekli, ölçüsüz uzun bir şiir türü olan od yazmayı düşünmüş ama soneye dönüştü diyor. Oysa gördüğünüz gibi bir sone yerine  yani iki dörtlük ve arkasından iki üçlü dize yerine farklı bir şiir yazmış.  Bir sevginin ifadesidir bu. Yeni bone almış ve başına takmış Rose’u yolda karşıdan karşıya geçerken görünce aklı başından gitmiş.

İkinci şiirde, Rose’un sevgilisi olduğu netleşmiş, normal hitap etmiş. Ama zekasını kullanmış “zevk ve üzüntü” gibi iki zıtlığı aynı yerde kullanmış. Öpmezse üzüntüsü öptü zevkini alamayacağını ve sonuçta kaygısını dile getirmiş. Öpüp öpmediğini boşlukta bırakmış, bilinmez kılmışve sonuç ne oldu düşüncesiyle baş başa bırakmış okuru.

Kısa şiire anlam yüklemek zordur, yüklendiğinde de o şiiri çevirmek daha zordur. Yapılacak bir hata durumu tam tersine çevirir, yazan ve çeviren ayrı tellerden çalmış olur. Şiirin dili açık görünümlü kapalı bir dil. Şiirlerde uyakla ahenk sağlanmış. Kendi ruhsal durumuna göre de ritim vermiş. Anlam bütünlüğü her iki şiirde de var, kısa olduğu için de vuruşları kısa yapmış ki tadı hemen alıyorsunuz.

Aşk, asırlar önce de aynıydı. Haz, kaygı, korku, mutluluk, kıskançlık, cinsellik, ruhsal değişimler, gerçeklik ve sürüklenme şimdi de aynı.

***

Konuyla İlgili Düşüncenizi Paylaşabilirsiniz

    Cevap Yazın