Deneme

Necati KüçüK ve Bir Deneme Yazısı

HIZIR ALEYHİSSELAM

“Kul sıkılmayınca Hızır yetişmezmiş” derler. Gerçekten darda kalan insanlara yardım etmeye gelen aksakallı bir Hızır Aleyhisselam var mıdır bilemem. Ama darda kalanların imdadına “Hızır” gibi yetişen insanlar olduğunu biliyorum.

Yetmişli yılların ortaları. Aylardan Eylül. Demirci Öğretmen Okuluna kayıt yaptırabilmek için tam teşekküllü bir devlet hastanesinden sağlık raporu almamız lazımmış. Babamla beraber Manisa Devlet Hastanesine gittik. İkimiz de daha önce hiç bu kadar büyük ve kalabalık bir bina görmemiştik. Ne yapacağımızı nereden başlayacağımız bilemiyorduk.

Kıyafetlerinden hastane personeli olduğu anlaşılan birisi “Önce Kalem’e gidip bir istida yazdırın” dedi. Daha sonra başhekime imzalattığımız dilekçeyi elimize alıp polikliniklerin olduğu alt kata indik. O hafta aynı zamanda sürücü belgesi alma dönemiymiş. Bu nedenle bütün polikliniklerin kapılarının önlerinde bekleyen yüzlerce insan vardı. Doktorun yanına girip muayene olmayı bırak öğleye kadar bir sıra numarası almayı bile becerememiştik. Tabiri caiz ise çok yabancısı olduğumuz bu ortamda apışıp kaldık.

Biz çaresizlik içerisinde kıvranırken yirmili yaşlarda iki tane genç kız babamla beni fark ettiler. Kızlardan birisi sürücü belgesi için sağlık raporu alırken diğeri de ona arkadaşlık ediyormuş. Aslında hastanede bir işi olmayan ve arkadaşına yoldaş olmak için gelen kız elimizden belgelerimizi alıp önümüze düştü. Ne yapıp edip polikliniklerin kapısındaki sıranın en önüne geçip bir sıra numarası alıyordu. Kapılardan birisinin önüne babamı, diğerinin önüne beni koyuyor, üçüncüsünün önüne de kendisi bekliyordu. Önce hangi poliklinikten çağırılırsam hemen içeri girip muayenemi oluyordum. Bu hanım kız tam üç gün boyunca bize yardım etti. Babam kendisine para vermek istediyse de kabul etmedi. Üçüncü günün sonunda raporumuzu elimize aldığımızda Demirci’ye gidip Öğretmen Okuluna kayıt yaptırmak için sadece bir günümüz kalmıştı.

Davranışlarından ve kıyafetlerinden iyi eğitim gördükleri anlaşılan bu kızlar Alaşehir, Sarıgöl veya Selendi ilçelerinin birisinden gelmişlerdi. O gün için benden sekiz on yaş büyük olduklarına göre eğer yaşıyorlarsa şimdi yetmişlerine merdiven dayamış olmalılar. Keşke o zaman adlarını öğrenseydim. Keşke onlarla tekrar karşılaşıp bir teşekkür etme şansım olsaydı.

Belki de “Hızır” dediğimiz şey aksakallı bir dede değil de insanların içindeki yardım etme isteğidir.Bizler de darda kalan insanların yardımına “Hızır” gibi yetişen birileri olabiliriz, tabi eğer “Hınzır” biri değilsek.

Sevgilerimle…

Necati KüçüK

( Az Efe )

***

BU YAZILARDA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Konuyla İlgili Düşüncenizi Paylaşabilirsiniz

    Cevap Yazın