Edebiyat

New York’tan Bir Konuk: Münire Bozdemir, yazı ve mektuplaşmalarıyla

Münire Bozdemir Kimdir – Biyografi

Münire Bozdemir Balıkesir’de doğdu. Boğaziçi Üniversitesi’nde İngilizce Öğretmenliği (Lisans) , Sabancı Üniversite’sinde Kültürel Çalışmalar (Yüksek Lisans) programlarında okudu. Boğaziçi Üniversitesi’nde iki yıl okutman olarak görev yaptıktan sonra eğitimine Columbia Üniversitesi, Yaratıcı Yazarlık, Sanatta Yeterlilik Programı’nda devam etmek üzere New York’a taşındı. Çin Halk Cumhuriyeti’nde üç yıl öğretim görevlisi olarak çalıştı. Su anda Amerika’da Penn State Üniversitesinde öğretim görevlisi ve Öğrenci Aktiviteleri Koordinatörü olarak görev yapıyor. Kültürler Arası İletişim, Karşılaştırmalı Perspektiften Doğu ve Batı’da Kültür ve Medya, Yaratıcı İfade, Akademik Araştırma ve Yazı Teknikleri vermiş olduğu derslerden bazıları. Ayni zamanda öykü anlatıcılığı yapıyor ve çocuklar için eğitim amaçlı kitaplar ve diğer materyaller üreten bir projede hikaye yazarı ve illüstratör olarak çalışıyor. 

Ve M. Bozdemir’den Bir Yazı:

“Hikayeleri Neden Seviyorum?”

Benim hikayemin kime ne faydası var?”

“Annem babam test çöz diyor, kitap okuyarak zaman kaybetme diyor. Onlara ne cevap vereyim? ”

“Okuyunca  ne oluyor sanki?”

Hem çevremdeki insanlardan hem de ziyaret ettiğim okullardaki öğrencilerden en çok gelen sorulardan bazıları bunlar. Zaten başlıktan da tahmin edebileceğiniz gibi, ben çok seviyorum hikaye okumayı, anlatmayı ve anlattırmayı. Bir şeyi sevmek için illa ki kişisel fayda getirmesi gerektiğine inananlardan olmasam da yukarıdaki soruları kısaca yanıtlamak istiyorum bu yazımda:

1. Çocukken okuduğum ve dinlediğim hikayeler minik dünyamın sınırlarını genişletti. Yakınımda, elimin altında olmayan şeyleri hayal etme şansı verdi. En önemlisi de kendi dünyamızı kendimizin yaratabileceğine inandırdı beni. Köydeki arkadaşlarımdan birine büyüyünce ne olmak istediğini sorduğumda “annemler beni ilk okuldan sonra okula göndermeyecek” dediğini hatırlıyorum. Ben anlayamamıştım bu cevabı. “Nasıl olsa bir şey olamayacağım, düşünmeme gerek yok.” dediyse de dinlememiş, ısrarla arkadaşımın gelecek hayallerini sormaya devam etmiştim. Okuduğum hikayelerde hiç hayal kurmayan ya da hayallerinden kolayca vazgeçen çocuklar yoktu çünkü. Ve ben kitaplara çok inanıyordum.

2. “Sürünüyorum, eziliyorum, hayatımla ilgili hiç bir konuda söz hakkım yok.” diye düşünen ama bu konuda hiç bir şey yapmayan kadınlar da yoktu okuduğum hikayelerde. Eğer bir karakterin bir durumdan şikayeti varsa o durumu değiştirmeye çalışırdı. Halbuki gerçek hayatta etrafımdaki kadınların yüzde doksanı, belki de daha fazlası, mutsuzluklarını kabullenmiş durumdaydı. Her hangi bir şeyi değiştirebileceklerine inançları yoktu. Yıllarca keşke kız olmasaydım diye düşündüm. Ben de umutsuzlar kulübünde olduğumdan değil. Etrafta bu kadar umutsuz kadın varken hayallerinin peşinden koşmak psikolojik olarak çok zor olduğu için…

3. Bilgi dediğin derya deniz. Merak ediyorsan eğer dünyayı, insanları öğren öğren bitmez. Ben en çok hikayeler üzerinden öğrenmeyi sevdim. Her şey daha gerçekçiydi hikayelerde. Sunulan bilgiyi anlamayı ve başkalarıyla paylaşmayı da daha kolay kılıyordu. Ayrıca korktuğumda, cesaretimi kaybettiğimde ya da çok mutlu olduğumda kendimi daha iyi ve daha etkin ifade edebilmeyi ve benzeri duyguları ya da durumları yaşayan insanları daha iyi anlamayı öğrendim hikayelerden. Diğer bir deyişle aklımdakileri, kalbimdekileri anlatacak kelimeleri daha kolay bulur oldum.

Neden Köy Köy Gezip Hikayeler Topluyorum?

Columbia Üniversitesi, Yaratıcı Yazarlık, Sanatta Yeterlilik programından mezun olmak için yaptığım tez çalışmasını Balıkesir yöresindeki köylerden topladığım hikayeler ve masallar üzerine inşa ettim. Hikâye toplarken insanlar hep “okuduğun kitaplarda zaten bir sürü hikâye vardır, bizimkileri ne yapacaksın?” diye sordular. Ya da “bizim hikayelerimiz senin işine yarar mı ki?” dediler. Ben de onlara hep “okuduğum kitaplarda sizin hikayeleriniz yok, anlattığınız her şey benim için çok önemli” diye yanıt verdim. Aslında tabii bu hikayeler sadece benim için değil herkes için değerli. Hazine gibi saklıyorum bana anlatılan her kelimeyi. Neden mi?

1. Paylaşılanlar gerek yaşam öyküsü olsun gerekse masal, belli bir duygu yüküyle aktarılıyor. Ait olduğu yörenin dilini, kültürünü ve en önemlisi değerlerini anlatıyor. Bu anlatılanlar sayesinde insanlar için nelerin önemli olduğunu anlıyorum.

2. Ben de başkalarına kendi hikayelerimi götürmüş oluyorum. Nerde yaşıyorum, ne yapıyorum, neler beni düşündürüp kafamı meşgul ediyor, annem kim, babam kim… Kendimle ilgili böyle paylaşımlarda bulunduğumda her ne kadar hikayelerimiz farklı da olsa, başka yerlerde, başka şeyler yaşamış da olsak hepimiz biriz demiş oluyorum.

3. Türkiye – ve aslında diğer bütün ülkeler – gazete, TV ve internet haberlerinde genellikle politik haberlerle anılıyorlar. İster istemez bu politik haberler ülkeleri temsil eden yegane gerçeklikler olarak algılanıyor. Mesele bu haberlerin doğruluğu, yanlışlığı değil tabii ki. Ama bir ülkeyi, kültürünü, insanlarını sadece medyanın ulaşabildiği yerlerde ve yalnızca politika üzerinden tanımak hem eksiklik hem de haksızlık diye düşünüyorum. Zaten siz de fark etmişsinizdir; bize anlatılan hikayelerde, masallarda eşkıyalardan aşk hikayelerine, manilerden efsanelere uzanan bir konu ve tür zenginliği var. İnsanlar bir sürü güncel ve medyatik konudaki fikrini de gene bu folklorik türleri kullanarak ifade ediyor – bazen alışkanlıktan, bazense korktukları halde sessiz kalmak istemediklerinden.

4. “Kızlar konuşmaz!”, “Çocuklar karışmaz!” “Büyüklerimiz en iyisini bilir!” “Erkekler ağlamaz” diye diye, düşünceleri ve duyguları susturula susturula gerçek anlamda yetişkinliğe erişmesi sürekli engellenen bir toplumumuz var. Araştırmalarda bazı yörelerde kadınların doktora gidince bile derdini anlatamadıkları ortaya çıkmış. Dinleyecek insana muhtacız hepimiz toplumun çeşitli tabakalarında, çeşitli nedenlerden. İşte ben de dinleyen olmak istedim. İnsanların konuşması için bir bahane olmak istedim.

Okumanın ve anlatabilmenin kişinin ötesine geçen, yakın ve uzak çevresine uzanan etkileri olduğuna inanıyorum.

Dilerim masallarımız hiç susmaz.

Münire Bozdemir

Konuyla İlgili Düşüncenizi Paylaşabilirsiniz

    Cevap Yazın