Öykü

Sırrı Ayhan’dan Yeni Bir Öykü

Nasko Nuri

Havaalanında müşteri beklerken yirmi beş yaşlarında genç biri arabaya yanaşıp, ona Köln şehrine kaç paraya gidebileceğini sordu. Taksi kendisinin olduğu için bu kez taksimetreyi çalıştırmayı düşünmedi. Müşteriyle pazarlıkta anlaşıp yola çıktılar. Adam konuşkan biriydi, kırık bir Almancayla konuşuyordu. Onu nedense Türklere benzetti, “Türk müsünüz?” diye sordu.

”Türk kökenliyim. Nereden anladınız?”

Şoför Cemil, “Meslek sırrı.” diyerek güldü.

İlk birkaç sözcükte onun Bulgaristan’dan geldiğini öğrenen Cemil hemen değişik kültürlerden ve farklı milletlerden yazı topladığını anlattı. Bugüne kadar defterine kimsenin Bulgarca bir yazı yazmadığını, eğer kendisi bir şeyler yazarsa memnun olacağını söyledi.

Adam bu isteğine hiç şaşırmadı nedense, “Seve seve yazarım.” dedi.

Cemil, “Bulgaristan’da bir zamanlar Türkçeyi yasaklamışlardı. Duyduğuma göre Türklerin de isimlerini değiştirmişler.” diyerek sohbeti koyulaştırmak istedi.

Yolcu, “Evet, benim de ismimi değiştirdiler. Benim ismim önce Nuri idi. 1985 yılında zorla Nasko yaptılar.” deyince, Cemil, “Peki, kabul etmeyenler de oldu mu?” diye sordu.

“Evet, kabul etmeyenleri ve karşı çıkanları cezaevine attılar. Bazılarını da Belene Adası’na götürüp, orada aylarca hapsettiler.”

‘İlginç,’ diye düşündü Cemil, Türkiye’de de Ermeniler, Çerkezler ve Kürtler de aynı durumları yaşamışlardı bir zamanlar. Hâlâ da istedikleri isimleri çocuklarına  veremiyorlar. Birçok çocuğun çağrılma ismi başka, nüfustaki ismi başkaydı. Hatta devlet bir de isim listesi yayınlamıştı, o listede olmayan isimleri çocuklarına verilemiyor.

Cemil, “Üzerinizde başka baskılar da var mıydı” diye sordu.

Adam da sohbetin koyulaşmasından memnundu, “Örneğin yaşlı analarımız tarlaya, çapaya, çarşıya hep şalvarla gidip geliyorlardı. Şalvarı çıkartıp etek giymeye zorluyorlardı onları. Daha da ileri gidip sokakta, kahvede Türkçe konuşanlardan para cezası bile alıyorlardı.” dedi.

“Peki devam ediyor mu bu baskılar?” sorusuyla konuyu istediği kıvama çekmeye çalışıyordu Cemil.

“Hayır.  Demokratlar başa gelince kanunları değiştirip, halktan özür dilediler. Şimdi herkes istediği gibi konuşuyor. İstediği ismi de koyabiliyor çocuklarına.”

“Yanlış hatırlamıyorsam şimdi Türklerden milletvekili olan bile var orada.”

“He ya hükümette bile yer alanlar var şu anda.”

“İşte Nuri arkadaş, ben de tüm dillere, dinlere, değişik görüşlere hak tanınıp, kimsenin özgürlüğü kısıtlanmasın diye düşünüyorum. Onun için bu defteri ilerde yayınlamayı planlıyorum. Bana bildiğin dillerde, istediğin şekilde bir şeyler yazarsan memnun olurum.”

“Tabii, tabii yazarım.” dedi Nuri defteri alırken.

Nuri defteri dizlerinin üzerine koyup, bir şeyler yazarken Cemil derin düşüncelere daldı.

“Acaba Türkiye’de ve başka yerlerde halkların üstündeki insanlık dışı baskılar ne zaman kaldırılacak? Ne zaman Kürt şehir ve köylerinin isimlerinin değiştirilmesinden vazgeçilecek? Neden çocuklarımıza istediğimiz ismi vermek için başkasından izin almak zorunda kalalım? İnsanlık dışı, yanlış uygulamalara devam eden yöneticiler haksız davrandıkları halklardan, Kürt halkından ne zaman özür dileyecekler? Bunun için kaç yüzyıl bekleyip, daha ne kadar kurban vermemiz lazım.”

Bir şeylerin eksikliğini derinden hissederek, acılarını gizleyip fotoğraf makinesini çıkardı.

Yolda giderken, trafik sıkıştıkça Nuri’nin birkaç poz resmini çekti. Gidecekleri adrese vardıklarında arabanın yanında iki poz resmini daha çekti Nuri’nin. Bu resimleri ilerde kitapta yazısıyla birlikte yayınlayacağını söyleyince. Nuri: “Desene meşhur olacağım. Memnun olurum.” diyerek güldü.

Cemil deftere baktığında Nasko Nuri’nin şunları yazdığını gördü.

“Ben Bulgaristan’danım. Dimitrov’un memleketinden. Almanya’da çalışıyorum. 1985 senesinde bize zorla Bulgar ismi verdi Bulgar hükümeti. Karşı gelen hapse atılıyordu.  İstiyorum ki, tüm dünyada kardeşlik, barış olsun. Herkes kendi dilinde serbestçe konuşsun. Bulgar ismim Nasko, kendi ismim Nuri. Şimdi taksi ile Köln’e gidiyorum. Taksici abim dünyada barış, kardeşlik, mutluluk istiyor.”

Sırrı Ayhan

***

Konuyla İlgili Düşüncenizi Paylaşabilirsiniz

    Cevap Yazın