Deneme

Tuba Devrim’n Kısa Bir Deneme ve şiirleri

BUGÜN BAYRAM

     Yine bayram  sevinciyle sabah erken kalktım. Bayram için alınan pembe elbisemi giymek için sabırsızlıkla bekliyordum.   Çok arayıp sonunda zar zor  bulduğum pembe ayakkabılarımda altında  çok şık durmuştu. Annem günler öncesinden baklavaları,börekleri açıp hazırladı, dolmaları sardı  babam ise bayram namazından çıkar çıkmaz kurban kesmeye başladı ve ardından  mis gibi kokan kavurmalar …

      Herkes masaya oturmadan bayramlaşmaya başladı ve tabi her bayram  olduğu gibi bayram  harçlıklarım verildi ve ben çocukların en mutlusu  oldum. Uzu uğraşlarla  yapılan yemekler bir çırpıda  yenip tükendi komşularla  paylaşmak için ayrılmış kurban etlerini vermek benim görevimdi nihayet bayramlığımı giydim annem  saçlarımı örüp kurdele ile fiyonk yaptı.Tek tek komşuların bayramını kutlayıp ellerini öptüm elimde bir poşet dolusu   çeşit çeşit rengarenk şekerlerle  eve geldim. Şeker yemeyi o zamanlarda hiç sevmezdim.   Evden de aldığım bir avuç şekeri ekleyip  belki  yüzlerce şekeri evimizin üst sokağında Sosyal Hizmetlerin Çocuk Esirgeme Yurdunda yetişen  o küçük çocuklara götürüp paylaşırdım.  Onlarla oyunlar oynadıktan sonra evimize geldim. Annemler büyükleri ziyarete gideceğiz diye beni de götürürlerdi  o zamanlar gittiğim evlerde sıkılıp usansam da sesim çıkmadan herkesi dinlerdim konuştukları konular pek ilgimi çekmese de biliyormuş gibi bir söz söylerdim ” sen büyümüşte küçülmüşsün ” derlerdi bana gülüp  şaka yapıp beni severlerdi. Akşama kadar bu ziyaretler sürerdi ertesi gün bazı akrabalar da  bizlere gelirdi. Bayramın son günü ise annemin arkadaşları komşular tanıdıkların ziyaretiyle tatlı bir yorgunlukla  bayram biterdi…

          Şimdi ise ,  bayramlar pandemik oldu; ne  kurulan sofralar keyifli ne de o sohbetler neşeli  nerde o eski bayramlar… Aslında nerde onu yaşatacak insanlar  demelyiz… Bayramınız her zaman  çocuk sevinci ile gözlerinizde, tatlı sohbetler ederken sözlerinizde olsun…

***

Tuba Devrim ve İki Yeni Şiir

         PAMUK İPLİĞİNE ASILI


Ruhum ilk yarayı
Pamuk ipliğine asılı kaldığında aldı
Yüreğime yamadığım ahlarla
Bir ağacın dibinde soluklanırken
O günden bu güne tutsağım ben o  yaşıma
Hayatı kaybettiğim yerden  değil
Zihnime kaydettiğim yerden başladım yaşamaya
Zifiri olan benliğim  yine kör bir kuyuya talip
Beni kurtaran mı olacaktı galip
Yoksa başıma taç yaptığım o kişi var ya  sıradan.
Bilmem ki  nasıl anlatsam sanarsın  uzun yıllar geçti aradan
Ezberlediğim türkülerimi  acılarıma  sıvazlayıp çalsaydım
Söyle  kaderine  terk edilmiş yetim gibi öylece kalsaydım
Kaç yazardı içimdeki karanlığı
Aydınlatmadan
Ruhumda aşılması zor engellere dalıpta
Çılgın gibi  pervasızca güvenden yoksun
Ardına dönüp bakmaya korkan
Bir kız çocuğunu nasıl anlatsam
Belki bir dost alırsa saklı bahçesine
Gönlünü  kolaçan ederse
İşte o zaman şifa bulur yaraları
Unutulur belki üstüne sinen 

sarı hüzünlü yaprakları …

TELKARİ İŞLENMİŞ

Benim içinde bir pencere açsan
Kuş olup uçarken yaza çıkarım
Allah ‘ım ettiğim duada taçsın
Gönlümü açarken düze çıkarım

İçi sırça kandil yanar içimde
Yıldızlar dizilmiş kaplı biçimde
Telkari işlenmiş parlar saçımda
Yalandan kaçarken güze çıkarım

Yaramı söyleme bulsun burada
Sırlarım göklerde olsun sırada
Yerlere sığmadı kalsın orada
Zor  yolu seçerken ize çıkarım

Ağaç dalı gibi el versen bana
Hayatım ışısa önümde yine
Her şeyi bıraksam ardımda düne
Zamanım geçerken öze çıkarım

Yalvarırm üzme huzur verirken
Mum gibi yüreğim hergün erirken
Gönül gözüm açık aşka yürürken
Dünyadan göçerken gize çıkarım

TUBA DEVRİM  (GÜLCE & DEVRİ)

Konuyla İlgili Düşüncenizi Paylaşabilirsiniz

    Cevap Yazın