Şiir

Vahit İşyar Yepyeni Bir Şiiriyle Bizimle ‘TERZİ KETRİN’

TERZİ KETRİN. (Madam Ketrin)

Altılı yaşımda tanıdım onu.

Bir odalı, geniş balkonlu kiremitli bir evde yaşardı.

Taş ve balçıktan yapılmış; içi badanalıydı

Muhteşem bir karyolası ve gardrobu vardı.

Tahtadan bir divan .

Kendi elleriyle dikmişti divanın üstündekileri. 

Oyalar, danteller ve yastıklar.

Oturmaya kıyamazdım.

Dikiş makinası vardı, onu kendinden geçiren. 

Odun sobas ve gazocağı….

Tahta rafı kitap doluydu.

Tahtadan üstü sacla kaplı ve ici buz dolu bir dolabı

Evinin tam arkasında pırıl pırıl akan bir ark vardı.

Üstündeki ufak köprüyle bahçe kapısı açılırdı. 

Evin etrafında zakkum çiçekleri.

Bahçede değısik meyva ağaçları.

Balkonun etrafı tahta çitlerle çevriliydi.

Birde kocaman karanfil fidesi vardı saksıda.

Yer yer tomurcuklanan ve bütün mevsimlerde çiçek açan.

Bütün giysilerinin sol göğsünde bir karanfil deseni vardı.

SADECE BİR KADIN ADI DEĞİLDİ , KETRİN.

O YIRTILMIŞ DÜNYAYI DİKİP 

HAYALLERINI YAMA YAPAN ve YIRTIKLARA YAPIŞTIRANDI.

Annemin iki saatte içiremediği sütü,

bir saniyede içirirdi.

Bütün mahallenin peşimden koştuğu ve yakalayamadığı beni,

iki dakikada iğneci Şaban amcaya teslım edendi , KETRİN.

Kitap okurken divana uzanırdı, KETRİN.

Her kitabın arasında kuru bir karanfil.

Her yaprağı çevirdiğinde karanfili diğer yaprağa taşırdı.

Koklardı.

Dokuzuncu nota gibiydi ” oh” ları!

Öperdi…öperdi… doyasıya sarılırdı.

Beni hiç böyle öpmemişti.

Hep o karanfil olmak isterdim.

Çok eski bir mandolini vardı, tek teli kalmış.

Ben mızrabı vurunca iç geçirirdi.

” Benim hayatım bu mandolin gibi , tek sesli “

derdi.

Sonra divanda doğrulur,

ayaklarını karnına doğru çeker,

dirseklerini dizlerine dayar ,

başını ellerinin arasına alır…Ağlardı…

Gözyaşı dökmeden.!?

Çok güzel bir kadındı.

Çok güzel bir insandı.

Doyumsuz bir beyni,

yaratıcı bir kadınlığı vardı.

Hafta sonu Antakya daki kiliseye giderdi .

Bir defa bende gittim, onunla.

piyanonun başına oturur,

ince , uzun , zarif parmaklarını havada sallar;

on parmağıyla birden basardı tuşlara…

Duvardaki Meryem anaya kirlenirdi gözlerdi.

KETRİN ağlardı. 

Meryem Ana ağlardı. 

KETRİN ağlardı.

Meryem Ana ağlardı!.

AH KALBİM AH!.

Vücut hatlarını gösteren döpyesler giyerdi 

Kalın delikli tülden bir şapkası,

boynuna küçücük bir hac takardı.

Küçücük ayakları vardı.

Siyah demirli topuklu ayakkabıları

Küçüktü göğüsleri.

Sütyen kullanmazdı.

Fındık büyüklüğünde,

Dümdüzdü KETRİN…

Yağmurlu zamanlarda toprak sokaklardan

caddeye kadar kiremit döşerdim.

Seke seke üstünden yürürdü.

Arasıra avuclarıyla çenemi okşar ” ne güzel çocuksun ” derdi.

Bense sakallarım çıksın diye uğraşırdım. 

KETRİN twisti severdi.

Banada öğretti…Ne güzeldi onunla dansetmek.

Şarap severdi.

Arasıra boğmada takılırdı. 

İki sigara kağıdını yapıştırır, uzun ince bir sigara sarardı…

Bunu çok az yapardı.

Terzi KETRIN

Doktor olurdu.

Kuaför olurdu.

Öğretmen olurdu!

Tek başına bir kadın olmak, zordu.

Ama o bir ordu gibiydi.

Sevginin aşka dönüştüğü katran karası gecelerde ,

ay gibi parlayan ve parlatan bir KADINDI…

Portallar ve mandalinalar çiçeklerini döktüğünde,

onları  toplar poşetle ona verirdim.

” bunlarda ne yakışıklı ” derdi.

Dışarda  odun ateşinin üstünde kazanda

ısınan suyu gözlerimle işaret ederdim.

Bonyoa yapacaktı Ketrin….

Portakallar şimdiden kıskanmıştı kokularını

Hızla uzaklaşır ”  lay lay lom la ” eve koşardım.

Her gök gürlediğinde, şimşekler çaktığında 

korkardı KETRİN…

Savaşın izleri yaşıyordu beyninde.

Acıları vardı,

Mutlulukları da.

Sonra o adam geldi.

Uzun boylu kaytan bıyıklı, fotürlü, siyah paltolu…

Aldı KETRİN’i İSTANBULA.

Birçok kitap verdi.

Hepsini oku dedi.

Bense o adama bakıp, kin kusuyordum.

Yine çenemi okşadı 

kocaman bir öpücük kondurdu yanağıma…

Ketrin sadece bir kadın adı değildi.

O yaşamın kırılan umutlarını düşleriyle onaran

bir yürekti.

HEM TEK BAŞİNA.

AH KETRİN AH!…

Vahit İşyar 20-01-2020

BU YAZILARDA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Konuyla İlgili Düşüncenizi Paylaşabilirsiniz

    Cevap Yazın