Şiir

Vladimir Vladimiroviç Mayakovski, Rus Şair/ M. Bardakçı

Rus şair, oyun yazarı, film ve tiyatro aktörü.

Vladimir Vladimiroviç Mayakovski
19 Temmuz 1893’te Bağdadi’de (bugün Gürcistan’da Mayakovskii) doğdu, 14 Nisan 1930’da Moskova’da yaşamını yitirdi. Bir orman görevlisinin oğluydu. 1905’te, öğrenciyken Çarlık yönetimine karşı sokak gösterilerine katıldı. 1906’da babasının ölümüyle ailece Moskova’ya taşındılar. Burada daha onbeş yaşındayken RSDİP- Bolşevik’e (Rusya Sosyal Demokrat İşçi Partisi) girdi. Gizli bir basımevinde yakalanarak tutuklandı. Ertesi yıl ikinci kez tutuklanarak Moskova’nın Batirki Cezaevi’nde onbir ay hücrede yattı.

Lise üçten ayrılarak resim dersleri almaya başladı. Straganov Uygulamalı Sanatlar Okulu’nda öğrenci oldu. 1910’da Moskova Resim Heykel ve Mimarlık Okulu’na girdi. İlk şiirlerini bu yıllarda yazmaya başladı. 1912’de Poşçoçinaobşçestvennomvkusu (Yaygın Beğeniye Bir Şamar) adlı Rus Gelecekçiliği’nin görüşlerini özetleyen bir bildirgenin yayımlanmasına katıldı. Şiirlerini dergilerde yayımlattı, ayrıca St.Petersburg (Leningrad) ve Moskova’da edebiyat çevrelerinin toplandığı kahvelerde okumaya başladı. Vladimir Mayakovski adlı manzum oyunu 1913’te Petersburg lunaparkında oynandı. 1915’te iki kübist tablosu sergilendi, aynı yıl yayımladığı Oblako v ştanakh (Pantolonlu Bulut) ve Fleyta-pozvonoçnik (Omurganın Flütü) adlı uzun şiirleriyle genç yaşta başarılı bir şair olarak duyurdu. 1916’da yayımladığı, savaşın olmadığı bir dünya özlemini yansıtan Voyna i mir (Savaş ve Evren) adlı uzun şiiri, tepki uyandırmasına karşın, onun yaygın olarak tanınmasına yol açtı. Mayakovski, Şubat ve Ekim devrimlerini büyük bir coşkuyla karşıladı. Birçok alanda birden, Devrim’in ve genç Sovyet devletinin başarısı için çalıştı. 1917’de Narkompros’a (Halk Eğitimi Komiserliği) girdi. Gelecekçi arkadaşlarıyla birlikte bu komiserliğin çıkardığı Toplumun Sanatı adlı dergiyi yönetti. Tüm ülkeyi dolaşarak şiirlerini okudu, propaganda çalışmalarında etkin rol oynadı. Edebiyat, resim ve sinema komisyonlarına katıldı.Neptün yapımevinin birçok filminde başrol oynadı, senaryolar yazdı. Devrim yıllarının coşkusunu dile getiren Oda revolutsi (Devrime Övgü) ve Levy marş (Sol Yürüyüşü) adlı şiirlerini 1918’de yayımladı. 1921’de de 150.000.000 ve Lyublyu (Seviyorum) adlı şiirleri çıktı. Oyunları ünlü tiyatro yönetmeni Meyerhold tarafından sahnelenerek genç Sovyet tiyatrosunun ilk ürünleri arasında yer aldı. Yergi ve taşlama yeteneğiyle Lenin’in övgüsünü topladı. 1923’te LEF (Sol Sanat Cephesi) dergisinin yönetimine geçti. Bu derginin çevresinde toplanan Meyerhold, Pasternak, Şostakoviç, Ayzenştayn, Babel, MikhailZoşçenko, NikolayAseyev, SemyonKirsanov gibi devrimci sanatçılarla birlikte, sanat yapıtında yaşamın edilgen olarak yansıtılmasına çaba gösterdi ve “psikolojizm”e karşı çıkan devrimci bir sanat hareketi oluşturdu. 1924’te Lenin’in ölümü üzerine Vladimir İlyiç Lenin (Lenin Destanı) adlı ağıtı yazdı. 1925’te İzvestia gazetesinin muhabiri olarak ABD, Meksika, Küba ve Fransa’ya gitti ve bu gezilerdeki izlenimlerini 1926’da MoyeotkrytiyeAmeriki (Amerika’yı Keşfedişim) adlı kitabında topladı. 1926-27 yıllarında SSCB’de kentleri dolaşarak tartışmalı konferanslar verdi, Pravda gazetesinde çalıştı. Paris’e, Berlin’e ve Prag’a gezilere çıktı. 1927’de Noviy LEF (Yeni Sol Sanat Cephesi) dergisini çıkardı. Bu yıllarda yazdığı şiir ve makalelerde, 1925’te kurulan ve sekter bir devrimci tutumu, bağnaz bir sanat anlayışını savunduğu düşündüğü Rus Proleter Yazarlar Birliği’ne (RAPP) karşı polemiklere girdi. Yeniden gittiği Paris’te büyük bir ilgiyle karşılandı. Şair Aragon ve sinema yönetmeni RenéClair ile görüşmeler yaptı. 1930’da Rus Proleter Yazarlar Birliği’ne katıldı. Ancak bu örgüte bağlı yazarlarca bireycilikle suçlandı. 1930’da sahnelenen Banya (Hamam) adlı oyunu resmi çevrelerin ve örgüte bağlı yazarların sert eleştirilerine hedef oldu. Mayakovski, 1925’te şair arkadaşı Yesenin’in kendini öldürmesinden çok etkilenmiş, ancak bu davranışı eleştirmişti. Benzer bir umutsuzluk ve yalnızlık döneminin sonunda, kişisel mutsuzlukların da etkisiyle o da kendini öldürdü. Doğduğu kente sonradan adı verildi. Mayakovski, bireysel ve toplumsal coşkuları geniş soluklu bir biçimde dile getiren şiirleriyle çağdaş Rus şiirinin en önemli şairlerinden sayılır. Bağımsızlık tutkusuyla büyük kitlelerin parçası olmaktan duyulan coşkuyu, bireysel başkaldırı ile yığınların sesi olabilmeyi aynı anda şiire yansıtmış, yergici, alaycı, ancak ateşli, coşkulu ve tutkulu şiirleriyle Devrim’in baş şairi olmuştur.Lirik bir anlatımla destansı bir anlatımı kaynaştırmıştır. Çarpıcı ses uyumları, aşırı benzetme ve abartmalar, çılgın imge ve sayıklamalarla dolu sarsıcı şiirleriyle bir “şok” şairi olarak nitelendirilebilir. Klasik uyak ve koşuğu bırakıp yeni içerik ve biçim araştırmalarıyla şiir dünyasını alt üst etmiş, sokağın dilini şiire sokmuş, ritmi şiirin temel öğesi yapmıştır. Kendini öldürmesiyle sonuçlanan kısa yaşamı gibi şiiri de, devrim yıllarının toplumsal ve duygusal çalkantılarını ve karmaşasını, acı, coşku ve düş kırıklıklarını yansıtır. Mayakovski, tiyatro alanında da birçok yapıt vermiştir, Bazıları manzum olan oyunlarının çoğu yergi türündedir. 1918’de sahnelenen Misteriya-buff (Kutsal Güldürü) çağımızın destan biçiminde yapılmış bir taşlamasıdır. Mayakovski, 1928-1930 arasında tiyatroya ağırlık vermiş, Sovyet tiyatrosunun başyapıtları arasında yer alan iki oyununu bu yıllarda yazmıştır. Bunlardan Klop (Tahtakurusu) darkafalılığı yeren bir güldürüdür. Banya (Hamam) ise bürokrasinin gözüpek bir taşlamasıdır. Mayasovski, sosyalist bürokrasiyi, gelecekteki görünümüyle, adeta bir bilim kurgu biçimine sokarak taşlamıştır.Her iki oyunu da, 1929’da ve 1939’da, Meyerhold tarafından sahneye konmuş, ayrıca Rusya dışındaki birçok tiyatroda sahnelenmiştir.

[Türk ve Dünya Ünlüleri Ansiklopedisi'nden]

*
BİLİRİM GÜCÜNÜ SÖZCÜKLERİN


Bilirim gücünü sözcüklerin, o çınlayan sözcüklerin ben;

onların değil, o yığınları coşturan, kendinden geçiren,

başka sözcüklerin gücünü, çıkarıp ölüleri topraktan

tabutları meşeden adımlarla götürenlerin her zaman.

Gün olur okunmadan, basılmadan atılırlar da sepete,

bir çıktıları mı oradan gemi azıya alırlar elbette,

gümgüm öterler yüzyıllar boyu, tırmanıp gelen trenlerdir

öpüp yalamağa nasır tutmuş ellerini şiirin bir bir.

Bilirim gücünü sözcüklerin. Esip geçmiş de bir rüzgâr

bir halayın topraklarına düşmüş taçyapraklarıdır bunlar.

İnsandır bütün ruhu, dudakları ve bütün iskeletiyle.

Vladimir Mayakovski

Çeviri : Sait Maden

*
ŞAİR İŞÇİDİR

Bağırırlar şaire:
“Bir de torna tezgâhı başında göreydik seni.
Şiir de ne?
Boş iş.
Çalışmak, harcınız değil demek ki…”
Doğrusu
bizler için de
en yüce değerdir çalışmak.
Ve kendimi
bir fabrika saymaktayım ben de.
Ve eğer
bacam yoksa
İşim daha zor demektir bu.
Bilirim
hoşlanmazsınız boş lâftan
kütük yontarsınız kan ter içinde,
Fakat
bizim işimiz farklı mı sanırsınız bundan:
Kütükten kafaları yontarız biz de.
Ve hiç kuşkusuz
saygıdeğer bir iştir balık avlamak
çekip çıkarmak ağı.
Ve doyum olmaz tadına
balıkla doluysa hele.
Fakat
daha da saygıdeğerdir şairin işi
balık değil, canlı insan yakalamadayız çünkü.
Ve doğrusu
işlerin en zorlusu
yanıp kavrularak demir ocağının ağzında
su vermektir kızgın demire.
Fakat kim
aylak olduğumuzu söyleyerek
sitem edebilir bize;
Beyinleri perdahlıyorsak eğer
dilimizin eğesiyle…
Kim daha üstün, şair mi?
yoksa insanlara
Pratik yarar sağlayan teknisyen mi?
İkisi de.
Yürek de bir motordur çünkü
ve ruh, onun çalıştırıcısı.
Eşitiz bizler
şairler ve teknisyenler.
Vücut ve ruh emekçileriyiz
aynı kavganın içinde
Ve ancak ortak emeğimizle
bezeriz evreni
marşlarımızı gümbürdeterek
Haydi!
laf fırtınalarından
ayıralım kendimizi
bir dalgakıranla.
İş başına!
Canlı ve yepyeni bir çalışmadır bu.
Ve ağzıkalabalık söylevci takımı
değirmene yollansın dosdoğru!
Unculuğa!
Değirmen taşı döndürmeye laf suyuyla!

Vladimir MAYAKOVSKI
Çeviri : Ataol BEHRAMOĞLU

Konuyla İlgili Düşüncenizi Paylaşabilirsiniz

    Cevap Yazın