Deneme

Yasemin Yeni Akalın ve Bir Deneme Yazısı

İRLANDALI TÜRK ŞAİR

Çocukken İzmir Fuarında Çin pavyonuna gitmiştik, Çinliler, ülkelerini tanıtmak için çeşit çeşit ürünler sergiliyordu. Ürünlerin hepsi de çok ilgi çekiciydi.  Ben sergilenen ürünlere hayran hayran bakarken yanıma orada görevli bir Çinli geldi, benim olağanüstü ilgimi fark etmiş olmalı ki bana yaklaşık 200 tane kartpostal verdi. İşte bu kartpastollarla benim Çin’e olan aşkım başladı. Sabah akşam Çin’i düşünüyor, orada yaşadığımı hayal ediyor, kartpostallardaki güzelliklerden kendimi bir türlü alamıyordum. Çin’e fazla kapılmış  olmalıyım ki  aşkımla aramıza babam girdi; kartpostallara  çok fazla dalıp günlük hayattan koptuğumu görünce onları sakladı. Ve benim Çin’e olan aşkım da böylece bitti. 

Bu Çin sevdamı hatırlamamın nedeni İrlandalı şair James Clarence Mangan. Mangan İrlanda milli marşını yazan Dublin’e heykeli dikilen bir şair.

O, gittiği kütüphanede Almanca’ya çevrilen divan şiirleriyle karşılaşır. Bu karşılaşma onun hayata bakışını, sanat anlayışını tamamen değiştirir. Mangan sözlüklerden Türkçe  öğrenmeye başlar, başarılı da olur ve Türk gibi şiirler yazar. Yazdığı şiirlere o derece Türk ruhu siner ki  Oxford İngiliz Şairleri Antolojisinde,  şaire İrlandalı şairler arasında değil  Türk şairleri arasında yer verilir. Şair Türkiye’yi hiç görmemesine rağmen Türkiye’de özellikle de Karaman’da yaşamış gibidir.

Seni hep rüyalarımda görüyorum,

Karaman!

Senin yüzlerce tepen, binlerce deren,‘

Ah Karaman, Karaman!

Işıltılı sabahların parladığı zaman,

Derin gün batımı,

Derelerini ve tepelerini,

Işık huzmeleriyle ördüğü zaman,

Sen hayalimde belirirsin,

Karaman.

Bütün hayallerimde,

Hasret dolu hayallerimde belirirsin,

Karaman, Ah Karaman!

Sıcak, parıltılı ovalar, güneş, gökler,

Karaman! 

 Mangan Türkçe şiir yazmanın sanıldığı kadar kolay olmadığını insanın kendini bir Türk gibi hissetmesi gerektiğini, kişinin  kendi ülkesini unutarak ancak bunu  başarabileceğini söyler.

Şairin kendisini neden Karaman’da doğmuş bir Türk gibi hissettiğini  ise anlamak gerçekten zordur. Aşağıda  Üç Kalender şiirinden alıntı yaptığım bölümlerde de  göreceğimiz gibi onun gerçekte Türk olmadığına ve Türkiye’yi görmediğine inanmak  da zordur.

.”Lâ ilâhe, illallah!

Kuşlar gibi neşeli uçtuk

Biz: Emrâh, Osman, Perizâd;

Güldük, şakalaştık ve seyrettik.

Şarap, güller, neş’e, türkü söyledik.

Bütün şöhretlerden vazgeçtik.

Altın ve mücevhere değer vermedik hiç.

Lâ ilâhe, illallah!

Boğaziçi, Boğaziçi

Bize engel olmadı

Her gün neş’e içinde

Yeşil Boğaziçi’ni

Bir yelkenliyle geçtik”

Hayat Tarih Mecmuasının 1968 yılında çıkan bir sayısında Mangan’dan bahsedilir.

Çok zeki ve çalışkan olan Mangan 1 Mayıs 1803’te Dublin’de doğmuş, 20 Haziran 1849’da yine aynı kentte yaşama veda etmiştir. Şair Türkçe dışında Latince, Almanca, İspanyolca ve Fransızca’da bilmektedir.

Benim kişisel olarak düşüncem, Mangan’ın büstünün onun ruhen ait olduğu yere Karaman’a dikilmesidir. 

Şairin bir divanda toplanacak kadar çok olan şiirlerinin yine ait olduğu dilde Türkçe yayımlanması gerekir. 

James Clarence Mangan’ın dizeleriyle:

“Bu hana ve bu handan

Kaç seyyah geldi geçti

Kaç kervan kefenlenip gitti

Herkes geldi, herkes gitti

Kimse bilmedi neden geldiğin

***

BU YAZILARDA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Konuyla İlgili Düşüncenizi Paylaşabilirsiniz

    Cevap Yazın