Öykü

Yasemin Yeni Akalın ve Kısa Öyküleri

KASABADA BİR YAZ GÜNÜ

Türkan Şoray,  Murat Soydan “Dünyanın En Güzel Kadını” filmiyle  bu akşam Yeni Sinema’da!

Filmin duyurusunu yapan, afişini taşıyan küçük kamyonetimiz; kasabanın sokaklarında bağıra bağıra dolaşıyor. 

Kasabanın evleri tek katlı, küçük avlulu. Kirece boyanmış tenekelerde sardunyalar, küpe çiçekleri, akşam sefaları…

Avlular,  tulumbadan çekilen suyla buz gibi yıkanırken kadınlar, akşam Yeni Sinema’da hangi filmin oynayacağına dikkat kesiliyor. Türkan Şoray ise o akşamki filmde oyuncu ; kasabanın erkeği, kadını, çoluğu çocuğu yazlık sinemada yerini alıyor. 

Sinema dediysek aslı bir han buranın. Geçmiş zamanların soluğunu taşıyan, yolcuların konakladığı,  atlarının ahıra yem torbalarıyla  birlikte bağlandığı, yorgun yolcuların daha önce yaşamadıkları bir mekanın büyüsüyle uyuyakaldıkları,  ezan sesiyle seher vakti uyandıkları bir han. 

İşte bu han birçok kader arkadaşı gibi işlevini yitirmiş.

 Ve Yeni Sinema da gelmiş bu hana kibirle kurulmuş; kurulmuş ama siz onun kibrine bakmayın, tüm  kasabanın da eğlencesi olmuş. 

Kamyonetimiz, kasaba sokaklarında akşamki filmin afişiyle tozu dumana katarak tur atarken  zaman; sonsuz cömertliğiyle ertesi gün için, güneşin ışıklarını yavaş yavaş topluyor.   

Ah o akşamüstleri! 

Çocukların oyunlarını bırakıp evlere girmek istemediği, annelerin çocuklarını önce sakin, sonra sertçe  çağırdığı saatler! 

Çocuklar; daha fazla sokakta kalamayacaklarını, annelerinin  sert çıkışıyla anlayınca, henüz anneleri tarafından çağrılmayanları kıskanıp:

“Evli evine, köylü köyüne

kimin evi yoksa sıçan deliğine.” diyerek evlerine girerler. 

Tulumbadan çekilen suyla eller, yüzler, hatta ayaklar yıkanır. Sofraya oturulur, sofrada önlerine ne konursa onu yer o zaman çocuklar. Kazara “şunu yemem bunu sevmem” deseler, “Kalk çabuk bakem sofradan Allah’ın nimetini beğenmiyon  mu, sen! diye iyi bir azar  işitirler. 

Yemek de yendi, şimdi sofra toplanacak aceleyle evden çıkılacak, filmin başlamasına yarım saat var.

–Kızım sen hemen çık da yer tutuvee, Ayşe ablanlar da geliyoo , hemen çık gari  acele et, gideken de al şu parayı da bakkaldan çiğdem al. 

Keşke biraz daha gösterselerdi.

Yaz akşamlarında bizim evde erkenden yemek yenir herkes sinemadaki yerini alırdı. 

Biz film başlamadan, kimse gelmeden içeri girer, en güzel yere otururduk.

Eeee! O kadar da ayrıcalığımız olsun ama değil mi!  Adı üstünde YENİ SİNEMA biziiiiiiim! 

Dünyanın en güzel kadını kim, diye  sorulsa bana, cevabım hiç değişmez “önce annem, sonra Türkan Şoray” derim. Bu sonucu Türkan Şoray’ın oynadığı her filmde tekrar tekrar netleştiririm. O; kocaman gözleri, kalın dudaklarıyla  göründü mü perdede ; karanlıkta anneme bakarım. Evet evet, annem Türkan Şoray’dan daha güzel! 

Seyirciler önce tek tek, filmin başlamasına yakın da kuyruk oluşturarak içeri girer. 

Neşe Karaböcek’in sesi sinema salonunu doldurduğu gibi neredeyse tüm kasabada da  yankılanmaktadır:

Artık sevmeyeceğim

Bütün kabahat benim 

Ne kadar yalvarsan boş

Ne kadar ağlasan boş 

Sana dönmeyeceğim 

Bir Yaz Gecesi Rüyası bu olmalı. Gündüzkü sıcak hava, yerini nazlı nazlı akşam serinliğine bırakmış. 

Neşe Karaböcek istediği kadar” Artık sevmeyeceğim, desin. Ben bu yaz akşamını, ömrümün sonuna kadar seveceğim. Bütün mutluluk benim!

 Annem ve kızkardeşim yanımda; babam ve ağabeyim de burada, az  sonra Türkan Şoray da karşımda olacak.

İşte film başladı: 

Dünyanın En Güzel Kadını! 

Filmde o zamanlar, hemen hemen her Türk filminde olduğu gibi baş oyuncu önce çile çekiyor ve sonra ünlü bir şarkıcı oluyor: 

Tamba tumba esmer bomba 

Yine mi geldin fikrimi çeldin

Ah Tamba Tumba esmer bomba

Tamba  tumba gibi anlamsız sözlere kimse şaşırmıyor.

Bir  güzel akşam oluyor ki film bitiyor. Her güzel sonla biten filmde olduğu gibi annem: “Keşke biraz daha uzun olsaydı, keşke biraz daha gösterselerdi, diyor. Bunu söylerken de yüzüne bir çocuksuluk gelip yerleşiyor.

Evde”Tamba tumba nakaratıyla uykuya dalıyoruz. 

İşte asıl benim için “bir  yaz gecesi rüyası” şimdi başlıyor: 

Üzerimi  kanatları sevgiden bir kuş gelip örtüyor,

sonra gelip alnımdan öpüyor bu kuş….

Ve sonra da uçup gidiyor, uçup, uçup gidiyor…

Keşke biraz daha uzun olsaydı ömrün!

Benim Türkan Şoray’dan daha güzel olan annem! 

Keşke biraz daha görebilseydik seni!…

Xxx

Konuyla İlgili Düşüncenizi Paylaşabilirsiniz

    Cevap Yazın