Edebiyat

Yazma ve yaratma poetikası üzerine bir deneme/ Salih Aydemir

1.

Uzun zaman oldu kendimle konuşmayalı. bunca zaman neden sustuğumu bilmiyorum. ya da şimdi neden konuştuğumu da.beni bu noktaya getirenin ne olduğunu anımsamaya çalışıyorum. Bu nedenler birden fazla da olabilir; hepsi ya da hiçbiri… Sonuçta beni ilgilendiren şey ne konuşacağımdı. Neler söyleyeceğim, neleri zumlayıp detaylandıracağımdı. Peki bunuyaptıktan sonra bir sonuç çıkaracak mıyım bilmiyorum. Ama bu yola girmeye o kadar çok istekliyim ki anlatamam.ne yazacağımın, ne düşüneceğimin önemi yok;. tüm bunları hangi sözcükler ve görüntülerle ortaya koymam seni daha çok ilgilendiriyor.

kendime susalı kaç yıl oldu? sustuğum zamanlar boyunca neler yaptım ya da yapmadım. insan kendine susunca kendini dinlemesi daha da artıyor. kendimle ilgili neler dinlemiştim? Bu durumda insanın hayatı sinema şeridi gibi geçmiyor gözünün önünden;. kolay değil çünkü o dinlenen şeyleri yeniden düşünmek ve yazmak. hele hele yazmak… Nasıl yazabiliriz, her bir kareyi ya da düşünceyi anlamadan kalemin ucundan kâğıda taşımak… aslında yazmadığımızın farkına varıyorum.yazamıyoruz Çünkü içimizde ve düşüncelerimizde neler olup bittiğini anlamıyoruz. tam olarak içimizde ve düşüncemizde nelerin olup bittiğini anlamaya başladığımız zaman yazıyoruz.bu da çok sık görülen bir durum değil. öyleyse yazdıklarımızın yüzdesi boş ve anlamsız cümlelerle dolu.

duygumuzdan ve aklımızdan geçenleri anlatmak en temel meselemiz olmalı. yazdıklarımızdan kalan yüzdeyi işleyebilir, geliştirebilir hatta daha da zenginleştirebiliriz.

yazmanın derdi, yazmanın nasıl bir dert olduğunu yazamamanın derdi aslında. kendimize dayattığımız ya da doğrulttuğumuz okların sızısını nasıl yazabiliriz ki.

yağmurdan sonra bir araya getirmeye çalıştığımız şehirlerin sözcüklerini dilimizde tutabiliyor muyuz? Bizi meşgul eden şey neler, neye göre belirleyip karar veriyoruz? Bizi tutan, bize sımsıkı sarılan bu körlükler yüzünden büyüyemiyoruz.büyümüyoruz ama küçülmüyoruz da. hep yerimizde sayıp günlerin nasıl geçtiğini izliyoruz. aradığımız şeylerle bulduklarımız aynı değil. aradığımız ne’lerin de nasıl olduğunu biliyormuyuz acaba?

Bunları sora sora, düşüne düşüne ortaya bir şey de çıkmıyor. Adı, türü ne olursa olsun bir şiir dizesi, bir roman cümlesi beliriveriyor dilimizde. ardından hafif bir gülümseme ve derinbir nefes çekip arkamıza yaslanmamız.

İşte, diyorsunuz, işte, giriş yaptım. Umarım karşıma uzun birkoridor çıkar ve o derin nefesin yolculuğu kısa sürmemeli. Bir keyfe dönüşecek kadar da zaman olmalı. Koridor boyunca attığınız her adım yıllarınıza denk geliyormuş gibi olabilir. her adımınız bir yıla denk gelecek şekilde başlıyorsunuz yürümeye. o bir adımda size bir yıl gelen adımda bazen pişmanlık, bazen sevinç, bazen üzüntü ve bazen de yılgın hissedersiniz kendinizi. çoğu zaman hayal kırıklığı ve pişmanlık öne çıkar. ama buna dayanabiliyor, katlanabiliyorsanız işin o güzel tarafı görünür ve tekrar sözcüklerin ucundan tuta tuta yazınız gelmeye başlar.

unutma! her adım bir yıla denk geliyor.

2.

Neyi anlamak için yazarız ve neler için savaşırız içimizde? İçimizde koparmak istediğimiz şeyler mi var? ya da korumak istediklerimiz mi? Kendimize ne tür sorular soruyor ve yanıtlarını veriyoruz, hangi sözcük daha çok çekiyor içine bizi? Yada hangi cümle hayatınıza ekleniyor? Size gelen, içinize giren sözcük uzun bir yolu aydınlatıyor sanki. karşınızda birkaç parça aydınlık arkanızda da birkaç kör nokta… hangisininizi sürülmeli sizce? ya da üçüncü bir yol var mı? olmadığını düşünüp birinden birini seçmek zorunda kalacaksınız. siz bu kararsızlıktan az önce bahsettiğim sözcük sayesinde kurtulacaksınız ve kör noktalardan başlamayı seçeceksiniz. Çünkü yazmak istediğinizi yazma anındasınız. sonunda kâğıtla kalemi tutuşturma anındasınız. gözleriniz içe dönük her an içeriden gelecek sesin ritmini beklemekte. o titremeyi duyduğunuz an kaleminiz kâğıdın üzerinde uçuyor gibi hissedeceksiniz.başlayıp bitirmeyi umduğunuz eser karşınızda sizi adeta selamlayarak gülümsetiyor olacak belki de.

bir yazarın ya da bir şairin gülümseyişi artık dinlenebilirim,uyuyabilirim sessizliğimde şimdi, anlamındadır.

bir de bunun tersini düşünelim: o sözcüğü yakalayamadınız ve birkaç parlak aydınlığı seçtiniz… O birkaç parlak ışık sizin kâbusunuz olacak, aldandığınız görsellik sizi çıkmaz sokaklarda dolaştıracak. çünkü yazmak istediğiniz yazdığınız değil.sizin değil, size hiç ait olmayacak belki de… sonuçta yazacaklarınız için o tılsımlı cümle ya da dizeyi hatta sözcüğü asla yakalayamayacaksınız. Ya eserden/ konudan/ düşünceden/ duygulardan kopup başka bir şey yazmayı deneyeceksiniz, ya yazmayı kurguladığınız metne başka türlü bakmaya ya da ısrarla onu sürdürmeyi deneyeceksiniz. Bunu direnciniz gösterecek.direnciniz yenilmemişse işin zor olan kapısından ilk adımı atmışsınızdır.

unutma! her adım bir yıla denk geliyor.

BU YAZILARDA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Konuyla İlgili Düşüncenizi Paylaşabilirsiniz

    Cevap Yazın