Kitaplar

Yusuf Atılgan’ın Bir Romanı Üzerine/ Ali Özenç Çağlar

Yusuf Atılgan ve Aylak Adam Romanı

Yusuf Atılgan’ın 33. Baskıya erişmiş bir başucu kitabı olan ‘Aylak Adam’ yazarın ‘Anayurt Oteli’ ‘nden sonra en çok okunan kitaplarından birisidir. Son baskısı Yapı Kredi Yayınları tarafından okuyucuya ulaştırılan bu yapıt bugün Türk klasiklerinden biri olarak kabul edilmektedir. Yusuf Atılgan’sız Türk romanı, Aylak Adam, Anayurt Oteli anılmadan da çağdaş Türk edebiyatından bahsedilemez. Ama şu sıra bizim konumuz Aylak Adam, romanı üzerine.

Her şeye “karşı” duran, “karşı” çıkan, “karşı” olan bir adam… Aylak Adam… Bir adı bile yok. “C” diyor yazar kısaca ona.
İnsan her şeye bunca karşıyken kendine de “karşı” olmadan nasıl sürdürebilir bir “karşı” yaşamı?
C., sıradanlığa, tekdüzeliğe, alışılmışlığın kolaycılığına hiç mi hiç katlanamıyor. Hem farklıyı, hem de doğru olanı arıyor. Çabasının boşuna olduğunun da farkında üstelik.

Zor bir karakter, zor bir yaşam, yalın bir roman. İnsanı sarsan bölümleriyle birlikte okuyucuyu sürükleyip götürüyor. Bir noktadan sonra siz de baş karaktere dönüşüyor ve bir “Aylak Adam” olup çıkıyorsunuz. Amaçsız onunla birlikte sokaklarda dolaşıyorsunuz, meyhanelere takılıyorsunuz, genelevlerinde sıkıntınızı dağıtmaya çalışıyorsunuz; gereksiz yere kavgalar çıkarıyor, kendinizce küçük kahramanlar yaratmaya çalışıyorsunuz. Şırıl şırıl akıcı bir dilin o usta anlatımıyla, adeta sayfaların bitmemesini ister bir yaklaşımla kitabı elinizden bırakmak istemiyorsunuz. Aslında çok az yazarın kitabını okurken böyle bir duyguya kapılır insan. Bu kitapta da ben onu gördüm. Ve tıpkı “Anayurt Oteli” inde olduğu gibi karakterlere getirilen psikolojik çözümlemeler, size romanın konusunun geçtiği tarih sürecini anlamanıza yardımcı oluyor.

Çalışmıyor, “Aylak Adam”, hiçbir iş yapmıyor. Bir mirasyedi o. Var olan küçük gelirini dilimler halinde yaşamı için ayırmış, öylece sorunsuz geçiriyor günlerini. Kadınlar seviyor, aşık oluyor, bıkıp terk ediyor, terk ediliyor ama, umurunda değil. Çünkü o istiyor böyle olmasını. “Aylak Adam” aylak olduğu kadar, bıkkınlık ölçüsünde de kendisi için – çalkantılardan uzak.- sakin bir yaşam sürmek istiyor ve bir ölçüde de kitap boyu bunu başarabiliyor.

Özgeçmiş:

Yusuf Atılgan (d. 27 Haziran 1921, Manisa – ö. 9 Ekim 1989, İstanbul)
1936 yılında Manisa Ortaokulu’nu, 1939 yılında ise Balıkesir Lisesi’ni ve ikinci sınıftan sonra askeri öğrenci olarak devam ettiği İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nü bitirdi. Nihat Tarlan’ın yönetiminde hazırladığı bitirme tezinin konusu “Tokatlı Kani: Sanat, şahsiyet ve psikoloji” idi. Aynı dönemde Akşehir’de Maltepe Askeri Lisesi’nde bir yıl edebiyat öğretmenliği yaptı. Üniversite öğrenciliği sırasında Türkiye Komünist Partisi’ne katılarak faaliyette bulunduğu iddiasıyla sıkıyönetim mahkemesince tutuklanarak Ceza Kanunu’nun 141. maddesi uyarınca hapse mahkûm edildi. altı ay Sansaryan Han’da, dört ay da Tophane Cezaevi’nde olmak üzere on ay hapis yattı.
26 Ocak 1946’da serbest kalmış, öğretmenliği elinden alınmıştır. 1946 yılında Manisa’nın Hacırahmanlı Köyü’ne yerleşerek çiftçilik yaptı. 1976’da İstanbul’a döndü danışmanlık, çevirmenlik ve redaktörlük yaptı. Yazımı devam eden Canistan adlı romanını tamamlayamadan kalp krizi nedeni ile İstanbul, Moda’da öldü.

Aylak Adam ve Anayurt Oteli adlı romanlarında psikolojik yabancılaşma ve yalnızlık temasını başarıyla işleyen bir yazar olarak tanındı ve modern Türk edebiyatının önde gelen ustaları arasında yer aldı. 1987’de Anayurt Oteli romanı, Ömer Kavur tarafından aynı adlı sinema filmi olarak çekildi.

BU YAZILARDA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Konuyla İlgili Düşüncenizi Paylaşabilirsiniz

    Cevap Yazın