Kitaplar

Ali Özenç Çağlar. Bir Yazar Biyografisi

‘Entellktüel’ İsimli  Kitabı ile

Filistinli Yazar, Edward W. Said

Görsel sonucu

Edward Said (1935 – 2003

Edward Said aslen Filistinli. 1935 yılında varlıklı bir Hristiyan ailenin çocuğu olarak Kudüs’te dünyaya geldi. 1948 yılında ailesi göçmen olarak Mısır’a yerleşti ve İngilizce dışında başka bir dilin konuşulmasının yasak olduğu seçkin koloni okullarında eğitim aldı. Aldığı bu Anglosakson eğitim sırasında kendisine “Avrupalı olmayan diğer“ olduğu da öğretildi. Kendisi bu durumu şöyle anlatıyor: “Biz’i Onlar’dan ayıran dilsel, kültürel, ırksal ve etnik çizgi idi. Benim Anglikan kilisesine bağlı olarak doğmuş, orada vaftiz edilmiş ve kilisenin bir üyesi olmuş olmam işimi kolaylaştırmıyordu.”

Said, 1951’de Mısır’daki okuldan haylazlık nedeniyle uzaklaştırılınca babası tarafından eğitimini sürdürmek üzere Amerika’ya gönderildi. O yıllar Ortadoğu’nun giderek karıştığı yıllardır. Üniversite eğitimini Princeton ve Harvard’da tamamlar. Bu yıllarda, tatillerinde ailesinin Mısır’dan ayrılarak yerleştiği Lübnan’a gitmekte, edebiyat, müzik ve felsefe eğitimi almaktadır. 1963 yılında New York’da Columbia Üniversitesinde ders vermeye başlar.

Aynı yıllarda Arap ya da Filistin’li olarak değil herkesi daha rahatlatan bir terimle, Orta Doğulu olarak anılmaktadır. Durumunun garipliğini hissetmekle birlikte bilinçli bir tepki oluşturmadığı, geleneklerinden kopuk olarak yaşadığını söylediği 1967 yılına kadar politik bir eylemin içinde yer almaz. 1967 yılındaki Arap-İsrail Savaşı ile çakışan üniversitedeki politik hareketlilik ve Vietnam Savaşı değişikliklerin başlangıcıdır. Filistin milliyetçiliği hareketine katılır. Yahudi karşıtı olduğu gerekçesiyle ABD’de eleştiri alır. Kazanılmış kimliği ile doğduğu ve uzaklaştırıldığı kültür arasındaki farklılıkların oluşmasına izin verdiği düşüncesinden hareketle daha önce yapmadığı birşeyi yapar ve 1972 yılında sabbatical hakkını Beyrut’da Arap edebiyatı konusunda çalışarak kullanır. Böylece, hem Arap hem de Amerikalı olarak, hem birlikte hem de birbirine karşı düşünmeye ve yazmaya başlar.

70’lerin sonlarında Enver Sedat ve Yaser Arafat tarafından barış görüşmelerine Filistin temsilcisi olarak atanır. Sürgünde Filistin Parlamentosunda 14 yıl görev yapar. 1980’lerin sonunda FKÖ lideri sonunda FKÖ lideri Yaser Arafat’la görüş ayrılığına düşerek barış görüşmelerinde görev almaz ve barış karşıtı olmakla suçlanır. 1985’de İsrail Savunma Gücü tarfından Nazi olmakla suçlanan Said çeşitli tehditler alır. 1999’da “Out of Place” adını verdiği anılarını yayınlamıştır. İngilizce ve Arapça dışında Fransızcayı da iyi bilen Said, Londra’da yayınlanan The Guardian, Fransa’da yayınlanan Le Monde Diplomatique ve Arapça yayınlanan günlük Al-Hayat gazetelerine düzenli olarak yazılar yazmaktadır.

1978 yılında yayınlanan “Oryantalizm” (Şarkiyatçılık) üzerinde çok konuşulan ve tartışılan bir kitap olmuş. Bunu “Kültür ve Emperyalizm”, Filistin ve İslam’a dair diğer kitapları izlemiş ve yayınladığı toplam 10 kitabı 14 dile çevrilmiş. Üç ayrı yayınevi tarafından Türkçe’ye de çevrilmiş ve basılmış olan “Orientalizm” dışında Türkçe’de basılmış diğer kitapları; “Filistin Sorunu”, seçme yazılarının yer aldığı “Kış Ruhu”, “Haberlerin Ağında İslam”, “Kültür ve Emperyalizm”, “Entelektüel; Sürgün, Marjinal, Yabancı”, ve F. Jameson T. Eagleton ve E. Said’in yazılarından oluşan “Milliyetçilik, Sömürgecilik ve Yazım”.

1990’lı yılların başından bu yana lösemi hastası olan Said, 25 Eylül 2003’te New York’taki bir hastanede 67 yaşında hayata veda etti.

ENTELLEKTÜEL YAPI  NASIL  OLUŞUR?

Uzağın Sesi de denebilir buna. Aslında o bize en yakın olandır. Bir anda zaman kavramını tuzbuz eder. İnsanlığın varoluşundan bu yana ‘uzak’, önce sesle, sonra sözle bize kadar gelmiş ve bizimle buluşarak kaynaşmıştır. ‘Uzak’la ‘yakın’ ve ‘şimdi’, yani yaşanılan süreç, ‘AN’ sırtımızı dayadığımız bir bütünü oluşturur. Sırtımızı dayadığımız, ondan beslendiğimiz sosyal, kültürel, sanatsal yaşanmışlıklarıyla bir bütünü oluşturur. Söz konusu yakınlaşma sırasında bakarsınız zaman ortadan çekilivermiştir. Birden kendimizi Mezapotamya’da, Anadolu’da buluruz. Bin yıllardır değişik uygarlıkların beşiği olan o bölgede. Kommagene Krallığı, kraliçe İsias, Eski Mısır krallıkları ve Fravun dönemi, Sümerler, Hititler akla gelir Örneğin. Tarih akışına devam eder. Edebiyatta beş bin yıl öncesinin kadın şairi Enneduanna, Sümerli, öğretmen, şair, Ludingirra’yı okuyuveririz kil tabletlerden. Enneduanna’ yı bize Sümerli Şair anlatır. Şair, bir gün kil tabletlerden oluşan kütüphaneyi gezerken bir rafta Enneduanna’nın şiirlerine rastlar. “Şu an ben, benden bin yıl önce yaşamış Akadlı şairin şiirlerini okuyorum, bu ne mutluluk.” der içinden. Çünkü Enneduanna, Akadlı Kral Sagor’un kızıdır. (Sümerli Ludingirra/ M. İlmiye Çığ/ Kaynak Yayınları) Biraz daha geldiğimizde, İskenderiyeli Hipatia, Sokrates’in “Öğretmenim” dediği Miletli Aspasia ile tanışırız. Ve birden koca bir çınar gibi, Homeros çıkar karşımıza. Burada zaman, eskimek yerine çiçeklenen bir tarih oluverir; köklerimizi, o yüce bilgi dağarcığımızı savuruverir insanlığın üzerine. O,  ‘Entellektüel’ yapı taşları, -bilgi- mücevher zenginliğinde teker teker dökülür önümüze. Artık onu kuşanmak, değerlendirmek her bireyin kendi özgür iradesine kalmıştır. İster iyiden yana kullanır, ister egemenlerin, haramilerin gücüne sırtını dayar.

‘Entellektüelizm’ nedir? Ve Kime Entellektüel Denir?

Eskiden beri ENTELLEKTÜEL kavramı “FildişiKule”, “Burnu havada”, “çok bilmişlik” gibi çağrışımlar getirirdi akla. Reimond Willams:Bu Entellejensiya, entellektüalizm gibi kavramlar, büyük ölçüde kulaklara olumsuz bir tını olarak yansırdı.” diyor.

Entellektüel kişinin görevi, insan düşüncesini, insanı kıskacı altına alan, kişileri ve indirgeyici –anlamsızlaştırıcı-  karakterleri, açığa çıkarmak olmalıdır. Bu yaklaşım bilginin özgür kalması için şarttır.” diye vurgu yapıyor Willams. Buraya bir şey daha eklemek gerekirse: Entellektüel tavır aynı zamanda ahlaksal bir duruşun ifadesidir de.” Bizim ülkemizde bu tavrı koyan ‘AYDIN’, sayısı belki de bir elin parmakları kadar yoktur bile.

Burada, kitabın akışına uygun olasak kısa kısa ENTELLEKTÜL’ in tarifiniyapmak istiyorum. Sonra da yazılanları daha yakından incelemek mümkün olur; ve tabi ki, en önemlisi, ‘Entellektüel’ olmanın yaşamdaki karşılığını açıklamak. Bu gün için bizdeki sanatçıların, entellektüellerin durmadan savrulduğunu görmek aklı başında herkesin canını sıkıyor. Dün demokrasiden, adaletten yana olduğunu söyleyenler, bugün sürdürülen savaşlara karşı bile gıkını çıkaramayacak konuma geldi. Dün iktidarı kıyısından köşesinden eleştirenler, bugün aynı iktidara güzelleme düzüyor. İşte bu anlamda entellektüel tavrın öncelikle bizim için ne kadar yakıcı bir sonun olduğunu ivedilikle söyleyebiliriz. İnsanlık tarihi boyunca savaşlar olagelmiştir ve yine birilere çıkmış, bütün yüreklilikle barışı savunmuştur. O insanlar ki bu entellektüel tavırları yüzünden çoğu kez büyük bedeller ödemişlerdir ve hala da ödeyenler var. Örneğin, başta Demirtaş olmak üzere,  Kürt politikacılar, Ahmet Şık, gazeteci  Enis Berberoğlu, Cumhuriyet’ten daha bir sürü, -suçları, gazetecilik yapmaktan öteye geçmeyen- insanlar ya hapisteler, ya da Can Dündar ve bazıları gibi sürgünde yaşamak zorunda bırakılıyorlar.

Durum bu kadar yakıcıyken, ne yazık ki, ülkemizde güçlü bir muhalif kalkışma yok! Partiler olarak muhalefet de aynı konuda yetersiz kalıyor veya etrafı çevrilmiş, kuşatılmış durumda…

“Entellekt” kök sözcük olarak, şöyle ifade edmekte:

*- Entellekt, akıl, zihin, idrak, ‘an’lık, kirlenmemişlik, saf algıdır.

*-Entellektüalizm, çağa uyum sağlayarak bilimsel ve sanatsal olarak seçilmiş bir yaşama biçimi. Bu bağlamda, sadece belli bir dalda eğitim görmüş kişilere ise, ‘entellektüel’ yerine, ‘uzman’denir. Bu arada bir de entel sözcüğü geçiyor belirlemelerde. Bunlara da  entellektüel olmaya özenen, ancak bunun için gerekli olan niteliği kazanamamış ‘sahte entellektüel, ‘sahte aydın.’lar diyoruz. Bu ve benzerlerinden aslında her toplumda çokça vardır.

Entellektüel’n özgün tarifi:

*- Esas olarak, bilim, teknik ve -tarihsel anlamda- kültürün değişik dallarında özel eğitim görmüş ya da birikim sağlamış kişi ve kişilerdir…

Entellektüel’ kime denir? Tüm yukarıdaki vasıfları taşıyan, ancak bilgisiyle övünmek yerine, pratikte bu vasıflarını ezilen halkın, ötekileştirilen azınlıkların yararına karşılıksız sunandır.Entellektiya:  Aristo’ya göre, her varlığın erişmeye -‘ermeye’- yöneldiği olgunluk durumudur. Aynı konuda Sokrates: Birey, “Neyi ne kadar bildiğinin farkında olmalı ve bilgiye, bilene saygı duymalı, bildiği kadar konuşmalıdır.” diyor. Kitabın yazarı Edwart Said: “Entellektüel, eskiden olduğu gibi, toplumda uzlaşma oluşturacak simgeleri yaratan biri değil, bu simgeleri sorgulayan, kutsal gelenek ve değerlerin ikiyüzlülüğünü, ırkçılığını, cinsiyetçiliğini (erkek toplumu, kavramı, gibi) teşhir eden; hiçbir fikir ayrılığına tahammülleri olmayan kutsal metin gardiyanlarıyla  (Papazlar, imamlar, din görevlileri)  mücadeleden çekinmeyen kişidir. Bunun aksi davranışlardakiler,  Kültür Emperyalizmini savunur konuma düşmüş olurlar.”

Kapitalist ilişkiler, zaten başlıbaşına Kültür Emperyalizminin beslendiği kaynakları teşkil ediyor. Ülkemizde olduğu gibi eğer tüm radyo televizyon, top yekün medya iktidarın eline geçmişse bizlerin hiç ama hiç şansı kalmıyor demektir.

Edward Said: *- “Kültürler, cerrahi müdehalelerle Şark-Garp, Doğu-Batı şeklinde ayrılamayacak biçimde iç içe geçmiştir. Türkiye-Yunanistan, İtalya, İspanya, Almanya, Avusturya

Konuyla İlgili Düşüncenizi Paylaşabilirsiniz

    Cevap Yazın